7 Mart 2021 Pazar

BACILAR USULU DEMOKRASİ

 

    DEMOKRASİ GELDİ BACIM…

Bilen bilir benim Bacıları. Benim alt benlerim. Id-Ego-Alterego gibi bilimsel benlikler değil ama. Tamamen yerli ve milli(!), kişiye özgü benler. Entel & Dantel & Domestik & Kezban Bacılar.

Uzun zamandır kavga gürültü eksildi aralarında. Şimdi İskandinav Ülkeleri ayarında bir huzur ve sükûn var. Mutlu mesut yaşıyorlar.

-Neden derseniz, aralarında Demokrasi tesis edildi. Asgari müştereklerde buluştular, Farklılıklarına tahammül etmeyi öğrendiler, birbirlerine laf sokmayı, dudak bükmeyi bıraktılar.

Kolay olmadı tabi. Senelerce didişmenin kimseye yararı olmadığını görünce mecburen oluştu bu konsesüs.

Coronavirüs nedeniyle evde kapalı kalmak da ortak bir düzenleme yapmaya mecbur etti tabi.

Gelelim son gelişmelere.

Entel Bacı; izlenecek dizileri- filmleri, okunacak kitapları ayarladı.

Dantel Bacı; örülecek örgülerin renklerin, modellerini,  iplerini belirledi.

Domestik Bacı; sağlıklı beslenme ve doğal gıdalarla ilgili bilgileri toplayıp spor programı ve günlük gıda listesini hazırladı.

Kezban Bacıııı???

O bi şey yapmadı aslında. Onun çenesini kapatıp ona buna çemkirmemesi yeterli oldu diyebilirim.

Entel Bacı, uzun zamandır listede olan NBC filmleri ile festival filmleri haftası ayarladı. Bu hafta epey şenlikli geçti bizde. Beğenen, beğenmeyen, burun kıvıran oldu. Karşılıklı yorumlar ve değerlendirmeler birbirinden farklı olmasına rağmen karşılıklı saygı ve anlayışla karşılandı. Oldukça durağan olan Nuri Bilge Ceylan filmleri Dantel Bacının renkli yünleri ve renk renk örgü modelleri ile hareket ve renk kazandığı için sıkılmadan izlendi.

Entel başta belirtti. “Bakın NBC filmlerinde yönetmen bizden aktif olmamızı bekliyor, izlemek kolay değil ama el ele bu zorluğu aşacağız arkadaşlar. Güçlüklerin üstesinden gelmek bizim işimiz. Birlikte güçlüyüz kazanacağız.”

Onun motive edici konuşması oldukça etkili oldu diyebilirim.

Hepsini de beğendiği film, Üç Maymun oldu. Yavuz Bingöl’ün oyunculuğu kötü olmasına rağmen Hatice Aslan’ın onun eksiğini kapattığı konusunda hemfikir oldular.

Kış uykusunda Haluk Bilginer İle Demet Akbağ'ın haklılıkları konusunda farklı görüşler oldu tabi. Kezban bacı Tiyatro Sanatçısı Aydın’ı bizim Entel benzetti. Haluk Bilginer (Aydın) Kız kardeşi Necla’ya (Demet Akbağ) gazete de çıkan, aydın bir din adamının portresi ile ilgili makalesini okurken, Demet Akbağ’ın attığı imalı bakışın aynısını Kezban  Bacı Entel’e atınca, bizim  Entel oldukça bozuldu.

-Ne yani ben size tepeden bakıp akıl mı veriyorum?  Sizden ayrıcalıklı ve üstün olduğumu mu iddia ediyorum?  diye sitem etti. Kezban,” ben demedim, sen dedin” diye diretti. Domestik “aa olur mu sen bizim bi tanemizsin” diye arayı buldu.

Onlar bunları tartışırken Dantel Kapadokya’daki otelin kasvetli havasına taktı.

-Ya aslında ne güzel yer. Biraz çevre düzenlemesi yapılıp bodur bitkiler ekilse, güzel bir ışıklandırma yapılıp yollara çakıl döşense şıkır şıkır olur, bu kasvetli hava dağılırdı, diyor. “Hem kimse burada temizlik yapıp toz almıyor mu?” diye de safça soruyor. Bir de Demet Akbağ'ın ve Melisa Sözen'in kazaklarının modeline bakmak için filmi ara ara durdurup, orda burda serili dantel modellerini eski bulup yorum yapmasına epey güldüler.

Onlar gülerken ne olduğunu anlamayıp şaşkın şaşkın bakan Dantelin komik haline daha da çok güldüler.  Bu kadar kasvetli bir filmde Dantel onlara akşam neşesi oldu.

Entel diyor ki;

-Bacım bu mekân filmin ruhunu yansıtmak için özellikle seçilmiş. Şıkır şıkır aydınlık temiz ferah mekânlar, aydınlık kar manzaraları, karakterlerin ruh hallerini ve ikilemlerini, birbirleri ile sancılı ilişkilerini yansıtamazdı.

Dantel anladı anlamadı bilmiyoruz ama anlamış gibi bir “hımmm” yapınca o da meseleyi anladı kabul ettik.

En şenlikli film ise Ahlat ağacı oldu.

Filmin oyuncuları çoğunlukla komedi filmlerinden aşina olduğumuz isimler. Serkan keskin. Murat Cemcir, Doğu Demirkol’u  görünce insan haliyle bir komedi unsuru arıyor filmde. Doğu Demirkol’un sahnesinde, Ölümlü Dünya’daki   Feyyaz Yiğit’in “adam beni boğdu, boğdu duvara attı. Ensesiyle bile beni dövdü”  repliğini söylediği otel sahnesi akla geliyor.

Hele Serkan Keskin’in köprüde ki meşhur tiradı sonrası resmen kahkaha attılar. Hani sonradan bir yerlere gelip, kendini ispat etme heveslisi kifayetsizler vardır ya. Onlardan birisi konuşuyor gibi hissettiler.

Doğu Demirkol’un  hafif şiveli diksiyonu tüm entelektüel konuşmalarını komediye çeviriyor. Algının ne kadar etkili olduğunu gördük aslında bu filmde. Murat Cemcir ister istemez “Düğün Dernek”  filminde ki ya da “Kardeş Payı” Dizisinde ki rolüyle hatırlanıyor. Farklı karakterlere başarı ile bürünen oyuncular yok mu? Elbette ki var ama bu filmde olmamış.

Entel diyor ki; aslında algılar duygularımızda çok belirleyici. Birkaç arkadaşla Sümela Manastırı'nı gezip indik. Karnımız acıkmıştı bir restoranda oturup bir şeyler yiyelim dedik. Arkadaşlar Laz böreği sipariş verdiler. Börek geldi. Arkadaşın birinin  Laz böreğini ısırması ile öğürmesi bir oldu. Meğer o Laz böreği deyince tuzlu bir tat beklemiş. Ama ağzına yumuşak tatlı bir lezzet dolunca neye uğradığını şaşırıp tiksintiyle öğürmüş. Ona çok güldüydük. Bu film de aynı hissettirdi. Oyuncuları görünce insan komedi unsuru beklentisine giriyor. O kadar havalı entel replikler, oyuncuların algısına kurban gittiği için etkisini kaybedip ne olduğu belli olmayan bir yöne evriliyor. Yanlış  kast seçimi filmin beklenen etkisini alıp götürmüş.

Diğerleri de Entelin bu yorumuna katıldılar tabi. Ama tabi bu Bacıların yorumu.

"Bir zamanlar Anadolu’da", " Mevsimler" ve "Kasaba" filmlerini fazla yorum yapmadan izlediler.

Sonrasında tematik film  kuşağı yapıyoruz diye Entel’in arka arkaya hazırladığı, daha önce seyrettikleri Çağan Irmak filmleri yeniden izlediler. Deniz kenarı olmasa da Çağan Irmağın filmlerinin geçtiği Ege kasabalarında aşina oldukları çocukluklarının izlerini gördükleri için yeniden izlemeyi dert etmediler hatta daha da mutlu oldular. Arada bir dalıp dalıp gidip, zaman zaman dolan gözlerle seyrettiler.

Daha başka birçok yerli ve yabancı festival filmleri ile beraber eğlenceli  Hollywood komedi ve aksiyon filmlerini de listeye koyan Entel, diğerlerinden gelen tebrik yorumlarını mutlulukla kabul etti tabi.

Amigurumiler daha dikkatli bakmayı gerektirdiği için, bu sırada sesli kitap dinlemeyi tercih ettiler.

Uzun zamandır okunmayı bekleyen Kürk Mantolu Madonna ilk sıraya alındı.

Kitabın edebi dili, anlatımındaki akışkan kıvraklık, betimlemelerde ki hayranlık verici gerçekçilik, duygu durum hallerini anlatmada ki ustalık, bizimkilerin hayranlığını kazandı. Adeta nefes almadan dinlediler.

Ama kitap sona yaklaşıp Raif Efendi'nin istasyonda kızını görme sahnesine gelince Kezban patladı.

-Ay bu Raif Efendi mıy mıy içimi kıydı. İnsan kızının arkasından gitmez ne olursa olsun sevdiği kadının hatırasına sahip çıkmaz mı ya?  Üstelik o kız çocuğu senin de sorumluluğun.

Demestik de diyor;  ki Seviyorsan git söyle beyim. Ne bu hassas kalpli kırılgan adam pozları. Buralarda iş yapıyorum diye kendini kandıracağına, git sevdiğini yanına, hali nedir diye bir sor. Mektuplarının arası uzamış da, eskisi gibi uzun uzun yazmıyormuş da, artık dili sanki bir yabancı gibiymişim miş de. İnsan her şeyi bırakır gider sevdiği kadının son günlerinde yanında olur. Sorumluluk alır. Sonrasında da kaderine küsmüş triplerine girip, ailesine de yeterli özeni göstermemiş. Onlara da yabancı gibi davranmış.

Entel de diyor ki;  Aslında Raif Efendi sorumluluklarından kaçıyor. Seçimlerinin sonuçları ile yüzleşmek istemiyor.  Savaşmak yerine kaçmayı, yüzleşmek yerine saklanmayı tercih ediyor. Hayatta ki başarısızlıklarını başkalarına fatura ederek kurbanı oynamayı tercih ediyor.  İş yaşamında uğradığı haksızlıklar karşısında hakkını aramak yerine, öğrenilmiş çaresizliğe sığınarak konfor alanından çıkmıyor.

Kezban yine atıldı

-Ya bacım amma da boş yaptınız, bu roman. Yani kurgu kurgu…

-Eee en başta sen yorum yaptın ama, diyen Dantel’e de; "e canım böyle adamlar yok mu?" diye üste çıktı Kezban

Hemen arkasından Stefan Zweig’in “Bilinmeyen bir Kadının Mektubu” eserinde de benzer bir konu denk gelince bu sefer Domestik dayanamadı

-Ay Bacım seviyosan adamın karşısına çıkıp söyleseydin, ya da sonrasında da konuşmasaydın. Adam nereden bilsin. Sonra da yazar, ömür boyu vicdan azabı çeksin diye “çocuğumuz öldü, ama senden bir şey istemiyorum ve suçlamıyorum” diye trip atıyorsun.

Sonrasında  Gülseren Budayıcıoğlu'nun Madalyonun İçi, Hayata Dön,  Camda ki Kız ve Kral Kaybederse kitaplarını dinledikten sonra biraz Kırmızı Oda takıldılar.

Dantel diyor ki;

Gülseren Hanım danışanlarına fisebilillah mı hizmet veriyor? Neden her hasta ona bu kadar yağ çekme ihtiyacı hissediyor?  Yoksa hizmet verme değil de el uzatma, aşağı görüp yardım etme hissi oluşturarak minnet duymalarını mı sağlıyor?

Entel diyor ki; bence Gülseren Hanımda bir meslektaşından yardım almalı. Kurgu karakterlerde olsa başkalarının ağzından kendisini bu kadar övmesi, kendisine hayran karakterler yaratması normal olmayan bir psikolojiye işaret ediyor. Sanki değersizlik ve güvensizlik var. Kesin onun da çocukluğuna inilmeli.

Domestik, yazarın sık sık sözünü ettiği Kader Motifine taktı. “Baksana Entel, sen bu motifi örebilir misin?” Diye soruyor. Dantel de” fotoğrafını görsem kesin örerim ama tarifi varsa öyle de bir denerim “ diyor.

Tabi kitap seansaları bunlarla bitmedi. Örgüler üretildikçe kitaplar arka arkaya dizildi. Reşat Nuri ve Halide Edip Adıvar’ın arada okunmamış kitapları ile beraber bazı okunan kitapları yeniden dinlendi.

Stefan Zweig, Bulgakov, Puşkin Ve Gorki’den birçok hikâye dinlediler. Zülfi Livaneli’nin “Serenat” Kitabında ise gözyaşlarını tutamadılar.

Tüm bu zamanlarda Domestik ise eskisi gibi, sarmalar- dolmalar, pastalar- börekler yerine hafif salatalar yapmayı tercih etti. Doymamış yağ içeriyor diye kavrulmamış kuru yemişleri tane ile sayarak, günün belli saatlerinde ikram etti. Meyveleri bile yarım yarım doğrayarak meyve salatası yaptı. Günde bir fincan kahvenin yanına sadece üç dilim Hoşbeş gofret verdi. “Şöyle bir baklava ve patlıcanlı açma börek mi yapsak?”  diyen Dantele “Dünya da olmaz. Tüm gün evde oturup bir de baklava börek gömseniz ne olursunuz? " diye çemkirdi. Yine de kıyamayıp fırında ayva tatlısı pişirerek günde sadece yarım dilim de olsa ikram etti.

Evde sıkılmamak için de komşuculuk oynadılar. Nasıl mı? Evin bölümlerini paylaştılar, her gün başka bir odaya  birbirlerini ziyarete bile gittiler, çay kahve içtiler.

Hâsılı kelam asgari müştereklerde birleşip, güzel geçinmenin yolunu bulunca da huzur ile beraber, çok verimli zaman geçirdiler efendim.

             Artık bahar gelip havalar güzelleşince bizimkiler de parklara bahçelere attılar kendilerini, hava almaya çıktılar.

            Görelim bakalım yeni mevsimler Bacılara neler getirecek


            Bacıların eski maceralarını merak ederseniz...

hüzünlü mevsimden sıcak gülümseme

                                   Dantel devriminin ardından                                                                                                                 Evde sıkıyönetim ilanı                                                                                                                       Bacılara bahar geldi

                                                                     KİM KİMDİR?

Entel Bacı


Domestik Bacı

Dantel Bacı

Kezban Bacı

31 yorum:

  1. merhaba ne kadar dolu ve derin yazmışsınız bilgilendim bildiklerim tazelendi fotolarla desteklemeniz gülümsetti:)) sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Eh bahar gelince bizimkiler de soluğu park da bahçe de aldılar :))

      Sil
  2. Alt benleriniz olan bacılar çok keyifli gerçekten 😀 Onların ağzından yorumlar okumak daha ilgi çekici yapmış yazıyı, kaleminize sağlık 🙏 Keyifli pazarlar olsun ☺️

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Çok eğleniyoruz onlarla.Çeneleri hiç durmuyor:))

      Sil
  3. Bacıların aldıkları karar pek bi isabetli olsun, devam etsinler böyle.Her biri pek bi aktif olmuş.Entel-Dantel bacılar bir tık fazla rol kapmış gibi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yani el mecbur anlaşacaklar:)) Aslında Domestik de çok aktifti ama sağlıklı beslenmek için faaliyetlerini azalttı:) Kezban zaten hiç iş yapmayıp her işe karışanlardan. Olsun arada denge oluyor yinede:))

      Sil
  4. Kırmızı oda yorumu düşündürdü açıkçası.
    Ve bacılarla ilk kez karşılaştık. Pek sevdik efenim.
    :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kırmızı Oda ile ilgili karışık duygularım var:)
      Bacılarla eskiden beri beraberdik ama yakından Johari Penceresi sayesinde tanıştık :)))

      Sil
  5. çok güzel ve yoğun anlatmıssınız :)

    YanıtlayınSil
  6. tipleri de cuk oturmuş, entel ben buradayım diyor.

    YanıtlayınSil
  7. Değişik ve kendinize has anlatımınız cok güzel olmus;) Bacılar da cok renk katmış, güzeldi:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Takılıyoruz Bacılarla. Eğlenceli arkadaşlar:))

      Sil
  8. Çok beğendim ben de ya ve evet hepimizin içinde bacılar kayniyor herkeste bacıların rol oranları farkli

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim...Ah ah tabi ki. Hepimizin bacıları farklı, kişiye özel:)) Aralarında kurduğumuz denge karakterimizi belirliyor:))

      Sil
  9. Ne keyifli anlatmışsınız. Ders kitaplarına konulabilir :) Freud olsa olsa piposunu tüttürürken gözlerini kıskançlıkla kısararak hmmm, ne harika derdi

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aha ha... Freud gözümün önüne geldi de şimdi :)) Teşekkür ederim.Teveccühünüz.Sevindim beğenmenize :))

      Sil
  10. :)))))

    Bende 2 tane var Allahtan, daha fazlasıyla kafayı yerdim herhalde, gerçi yemiş de olabilirim:)

    Rahatladım,Ahlat Ağacını bir ben mi başarısız buldum diyordum, D. Demirkol'u yetenekli bir aktör sanıyorlar ya hele :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ahaha iyiymiş iki tane. Yok yok yememişsindir. Benim bacıları okuyan bir arkadaş"Bir Şizofrenin Günlüğü" diyor. Ben de diyorum ki"Modern kadının varoluş sancıları" :))
      Ahlat ağacı casta kurban gitmiş bence. D. Demirkol donuk bir oyuncu ve kesinlikle diksiyon çalışmalı.

      Sil
  11. Allah seni yaaa çok güzeeel, bacılar, sümele ha haa, örgü filmler, nbc, hehe çok eğlenceli bu bacılar kikiki :) nbc filmleri uyuz bee :) kış uykusu bir saat kısa olsaydı iyiydi, uzun konuşmalar gereksizdi bi de öyle imam mı var bizdee, of evet kış uykuluk filmdi :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet ya eğleniyoruz bacılarla:)) Aa NBC ye laf eden daş olur. Yok ya çok da uyuz değil. Severim ben aslında. Ama Ahlat ağacı karakterleri olmamış.Böyle çiğ bir tat, bir hamlık var.Kış uykusunda da dediğin gibi zorlama ve gereksiz uzun diyaloglar vardı.

      Sil
    2. Peki Bacılar nasıl, güzel değil mi? Kurgu karakterler değil, ipe ilmeğe bürünmüş mücessem karakterlere dönüştüler. Az uğraşmadım tek tek öreceğim diye:)) Şimdi önlerine birer fincan veriyorum karşılıklı oturuyoruz :)) Çok eğlendim yaparken de:))

      Sil
    3. eveeeey eveey :) hepsi şekerlik, domestikle kezban çok komiiik :)

      Sil
    4. Kimse duymasın en çok Kezban'ı seviyorum :)) Hele altın bilezikleri :))

      Sil
  12. Çok değişik bir çalışma, teşekkürler. Elişi çalışmaları da harika.

    YanıtlayınSil
  13. Ay ben bayıldım bu bacilara 😂 kader motifinin örneğini alırım bir ara.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aha ha ben de bayılıyorum. Tabi ki de,stersen gel beraber çıkaralım motifi:))

      Sil
  14. Gazetede yerini aldı. Çok güzel olmuş...

    YanıtlayınSil