4 Aralık 2019 Çarşamba

SORUMLULUKSUZ HAYAT ; OH NE RAHAT…



Sosyal sorumluluklarımızın bilincinde olmak, farkındalık kazanmak , çevreyi korumak, hayvanlara sahip çıkmak , nezaketli  , saygılı olmak ,empati yapmak …..
Tüm bunlar olunca hayatımız güzelleşecek, kendimizi değiştirince etrafımızda değişecekti değil mi? Son senelerde anlatılan teşvik edilen ,öne çıkarılan konular bunlar, çevre sorunları, insan hakları, kişisel gelişim psikoloji ,iletişim falan filan …
Bunlarla ilgili benim de  kafa patlatmışlığım, makale yazmışlığım, insiyatif almışlığım, gönüllü falan olmuşluğum  da çoktur.
Tüm bunlar yalan arkadaşlar…Bir iletişimci olarak söylüyorum ki  külliyen yalan…senelerdir emek verir  uğraşırım, hayatımın güzelleştiğini falan görmedim.
Hayat gailesinin ve yüklerinin üzerine ekstra yükler yükledi hayatımı kabusa döndürdü resmen.

Farkındalık bir bataklıktır sayın okuyucu. Bir kere görmeye başladın mı geri dönüşün yok artık. Hep görürsün. Kalıcı deformasyon …
Şu, su kaynaklarının azalması ,küresel ısınma ,plastik atıkları azaltma ,karbon ayak izi,tabiatı çocuklarımızdan ödünç alma  muhabbetlerini ele alalım önce mesela
Hayattaki az sayıda ki takıntılarımdan biri olan elimi yıkama lüksümü aldı elimden mesela. Islak mendil, anti bakteriyel  losyonlar falan sevmiyorum işte,  illa ellerimi yıkayacağım. Ama su kaynaklarının azalması muhabbetleri başlayalı el yıkarken israf olan suyu hesaplamaktan hayatım kabusa döndü. Bunun birde bulaşık yıkama meselesi var. Tamam hadi elde değil de bulaşık makinesinde yıkayalım. İyi de az kişi isen, bulaşıklar makinada günlerce beklemek zorunda kalıyor. Makinaya koymadan önce bir sudan geçireyim desem bulaşık deterjanı reklamlarına çıkan teyzeler parmağını sallayarak, kamu spotu gibi ayar vermeye başlıyor.” İşte şu kadar  su israf oluyor, su kaynakları şu kadar kaldı…”
İyi de bacım bulaşıklar makinada koksun mu ? Hadi iki tane tabak,  elde yıkayıvereyim desen kesin reklamlarda ki teyzeler gece kabuslarıma girecek, “hiç utanman yok mu ? nasıl elde bulaşık yıkarsın”  diyerekten.
Ya o kağıt peçeteler , kağıt havlular.Tek seferde kullanıp atmaya kıyamıyorum. Sofradan topladıklarımla tabak sıyırıım mesela. Tamam onların yerine pamuklu bezler kullanayım o zaman da yıkaması suyu deterjanı  meselesi var. Hangisi  daha az çevre kirliliği yapıyor, hangisi ile daha fazla israf oluyor acaba ? Bir hesaplıyayım bakalım.
Meyve sebze yıkarken israf olan suya hiç girmesem mi acaba ? Meyveleri leğende yıkayıp, kalan suları dibine dökmek için çiçek almayı planlıyorum mesela.
Ya şu plastik ve kağıt atıklar? Mutfak balkonu içi, geri dönüşüm atıkları ile dolu çöp poşetleri yle kaplanıyor kısa sürede.                Bir not kağıdını, bir tel atacı  bile çöpe atamıyorum . Biriktirip kağıt toplayıcıları alsın diye çöp kutularının yanına bırakıyorum. Bizim belediye zaten geri dönüşüm toplamıyor da, toplasa da onlara vermem zaten. Boş ver, insanlar onuruyla ekmek parası kazanıyor  onlardan .Hele birde kullanılmış kızartma yağı dolu beş litrelik şişe var ki onunla ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim yok . Korkuyorum , balkonu gören komşular çöp ev diye belediyeye haber verecekler.
Yolculuğa çıkarken çöp bidonuna atmak için çöp poşetini yanıma alıp, konteyner dolu diye yere bırakamayıp, boş bir çöp konteyneri  bulana kadar arabada çöpü başka bir şehre taşımışlığım var. Şöyle bir parkta çiğdem çitlemeye kalksam o da ayrı bir dert. Bir  elimde çiğdem poşetini  diğer elimde çiğdem kabuklarını atmak için başka bir poşeti  tutarken , çiğdemleri hangi elimle çitleyeyim Allah aşkına…Ben de bir parkta ya da deniz kıyısında ayaklarımı sallaya sallaya Cennet mahalleli Pembe gibi çiğdem kabuklarını tüft tüft diye tükürerek çiğdem yemek istiyorum ama olmuyor…olamıyor…

Hani insanlara  çocuklara, tüm canlılara değer verme saygı gösterme durumları var ya o konularda hepten kendimi aştım galiba. Apartmanımızın kedisi Karakız var senede iki defa bodrumumuzda yavruluyor. Apartmandan  çıkarken, karnını sallaya sallaya gelen Karakıza eğilip selam vermeden geçemiyorum. Saygısızlık yapmışım hamfendiye gibi geliyor. Ciddi ciddi çömelip , göz göze gelerek  merhaba falan diyorum. Yani o derece. Mahallenin kedi köpekleri  ile arkadaşlığımız level  atlayacak, yakında onlarla gün  yapacağız gibime geliyor.
Ama bak herkese selam verip gülümseme kısmında çekiniyorum biraz. Öğretmen arkadaşım anlatmıştı. Bu, kişisel gelişim seminerlerinden birinden çıktıktan sonra,  aldığı gazla  okulda ki öğretmelere, öğrencilere velilere gülümseyerek “ merhaba “demeye başlamış. Öğretmen arkadaşları , öğretmenler odasında “hocanımın psikolojik sorunları var galiba “diye dedikodusunu yaparken  yakalayınca,  vaz geçmiş garibim.
Tabi şimdi çevre de önemli. Sizin nezaketinizi anlayacak insan da lazım yani.
Hani İstanbul’lu bir memur taşra kasabalarından birine gidiyor iş için. Bir kahvede oturup çaycıya sesleniyor
-Bir çay rica edebilir miyim?
Kahveci ters ters bakıp işine devam ediyor. Bir kaç sefer ricasını tekrarlayan memur kahvecinin umursamaz tavırlarına en sonunda öfkelenerek bağırıyor.
Kahveci adamın yanına gelip baştan aşağı bir süzüyor ve” paran yok mu senin ?” diyor. Şaşıran adamcağız “vaar”  diye cevap verince kahveci gürlüyor . “İyi de be adam, o zaman ne yalvarıyorsun. Adam gibi istesene”
Gittiğim lokantalarda garsondan önce masayı toplama alışkanlığımı zorla yeni yeni bırakabildim. Bu işsizlikte üniversite mezunu garsonlar çok. Size hizmet veren genç garsonun  bir öğretmen veya mühendis olma ihtimalini göz ardı etmeyin lütfen. Gerçi bu takıntımın sebebi garsonların üniversiteli olma ihtimali değil. Tamamen insani bir refleks.
Mağazalar da açtığım ürünleri muhakkak katlama ya da asma hassasiyetim başıma iş açıyordu. Arkadaşla alışverişe gittik. O kıyafetleri denerken ,baktıklarımızı toplayıp asıyorum ben de. Birkaç gömlek ve montu astım en son kalan montu almak için uzanmıştım ki beyefendinin biri kaplan gibi atılıp elimde ki montu resmen kaptı. Ben şaşkın şaşkın bakarken mesele anlaşıldı. Meğer kendi montunu , ürün denerken üzerinden çıkarıp askıların  üzerine atmış adamcağız. Tabi ben işgüzarlık yapıp ortalığı toplamaya kalkınca da… Neyse mesele çıkmadı ama yaşadığım mahcubiyeti ben bilirim.

Ay bir de işin yaşlılık kısmı var… Sevimli, şişman, torunlarına kurabiye pişirip kazak ören, terliklerini şıkırdatarak mahalle gezmesine giden,  kaygısız tonton bir teyze olmakta var , sitenin emekli albayı modunda kendince koyduğu kurallara etrafını  uydurmaya çalışan huysuz yaşlı, giriş katı teyzesi olmakta… Bu işin sonu, işte o çocukların girip çıkarken korkuyla kapısına baktığı huysuz yaşlı teyze olmaya gidiyor.
Vaz geçtim Dünyayı daha yaşanabilir bir yer yapmaya çalışmaktan, etrafımı falan güzelleştirmeye iyileştirmeye uğraşmaktan , farkındalık kazanmaya ve kazandırmaya çabalamaktan .
Boş ver dünyayı ben mi kurtaracağım… Sorumluluksuz hayat ,oh ne rahat…


27 Kasım 2019 Çarşamba

RENKLER VE KİŞİLİKLER


            RENKLERE GÖRE İLETİŞİM 

İnsanlar farklı fiziksel özelliklere sahip oldukları gibi kişilik özellikleri ile de birbirlerinden farklıdırlar. Bu farklılıkların bilincinde olarak, kişilikleri hakkında bilgi sahibi olmak, iletişimde başarılı olmayı sağlar. Bu yaklaşımda kişilik özellikleri, farklı renklerle anlatılır. Bu renklerin seçilme sebebi evrensel olarak ifade ettikleri duygulardır.

KIRMIZI RENKLİ KİŞİLİKLER

KIRMIZILARIN  KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ
Kırmızı renkli kişilikler kendilerini ifade etmekte güçlük
çekmeyen, dinamik bir yapıya sahiptirler. Lider vasıflarıyla dikkat çekerler. Bulundukları
ortamlarda ön planda olmayı arzu ederler. İkinci kişi olmak onlara ağır gelir. Mantığa önem
verirler.Verime önem verirler. Hareketlidirler. Bağımsızdırlar. Lider vasıflıdırlar.
Yeteneklidirler. Krizleri yönetebilirler. Duyarlıdırlar. Dürüsttürler. İfade yetenekleri vardır.
Hedeflere önem verirler. Bakış açıları vardır. Disiplinlidirler. Karar alma yetenekleri vardır.
Organizatördürler. Kendilerini motive edebilirler. Düşündüğünü ifade ederler.
Konuşkandırlar. Risk alırlar.
Söz konusu özelliklerin en az % 70'i sizi yansıtıyorsa kırmızı bir kişiliğe sahipsiniz
diyebiliriz.

KIRMIZILARIN BAŞARILI OLDUKLARI MESLEKLER

Kırmızılar; yönlendirme, karar verme, etkileme,
koordine etme, kendini ifade etme, rekabet etme, tavsiye etme gibi konumlara sahip
mesleklerde başarılı olurlar. Tabii ki kendilerini başka mesleklere de adapte edebilirler. Ancak
kendi yapılarına en uygun meslekler, bu hususları tabiatlarında bulunduranlardır: Yönetici,
Polis, Asker, Politikacı, Girişimci, Doktor, Müteahhit, Din Görevlisi
Tercih ettiğiniz mesleğin maddi getirişi mi manevi hazzı mı daha önemli? Bu soruya cevap
verin. Sonra meslek seçin. Yoksa yılları sırtınızda taşırsınız. O da çok ağır olur.

KIRMIZLARA İLETİŞİM ÖNERİLERİ

Kırmızılara Samimi Öneriler; Kırmızıların toplum içinde dışlanmaması için bazı ölçütlere  dikkat etmelidir .
Eğer kırmızı kişilikliyseniz ve amacınız toplumla uyumlu
olmaksa; Uzlaşma yolunu arayın. Duygusal yönünüz olsun ancak duygularınızın sizi
yönetmesine izin vermeyin. Kendinizi eleştirmekten çekinmeyin. Eleştirilere açık olun. Aciz
olduğunuz zamanlan hatırlayın, gücünüz sınırlıdır. Başkalarını da düşünün, bencillik insanı
yüceltmez. Nezaketli olun. Başkasını yargılamaktan çok kendinizi yargılamayı deneyin. İyi
bir dinleyici olun. Sabırlı olun. İnsana değer verin. Sinirlerinize hâkim olun. Acele karar
vermeyin. Yardımsever olun. Çevrenize karşı ilgili ve duyarlı olun. Katı kuralcı olmayın.
Kontrol edilmeniz gücünüze gitmesin. Yıkıcı değil, yapıcı eleştiriye odaklanın. Takım hâlinde
çalışmayı önemseyin. Anlamsız inadı terk edin.
Evet, bu önerilerin her biri kırmızının bir yönünü diğer renklerle uyumlu hâle getirmek için
tespit edilmişölçütlerdir. İhmal etmemek gerek...

MAVİ RENKLİ KİŞİLİKLER

MAVİLERİN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ

Maviler başkaları için iyilik yapmaktan hoşlanırlar. Kendine düşkünlüğü insani bir zaaf olarak
görürler. Başkalarına yardımın insani bir görev olduğunu düşünürler. Bencilliğe düşmandırlar.
Maviler çoğunlukla tüm renkler tarafından saygı görürler. Maviler insanı severler. Mavi
kişilik rengi bayanlarda daha çok görülür. Şefkatli oluşları bunun üzerinde etkili olmalı.
Maviler işten çok insani ilişkiye değer verirler. Maviler, bir kalp kırmamak için menfaatlerini
terk edebilirler. Maviler hatırlamak ve hatırlanmak isterler. Gölgesinde dinlendikleri ağacı
bile hatırlarlar. Eskiyen ayakkabılarını atmak istemezler. Çevrelerine ilgili olan maviler
çevrelerinin ilgisine de ihtiyaç duyarlar. Vefasızlık onları üzer.

MAVİLERİN BAŞARILI OLDUKLARI MESLEKLER

 Mavi renkli kişiliği olanlar, detayın çok önemli
olduğu mesleklerde başarılı olurlar: Mimar, Marangoz, Psikolog, Din görevlisi, Öğretmen
Mühendis, Politikacı.

MAVİLERE İLETİŞİM ÖNERİLERİ

Mavi renkli kişiliği olanların başarılı iletişim kurmak için yapması
gerekenler vardır. Eğer mavi renkli kişiliğiniz varsa; Tepkilerinizi kontrol edin. Aşırı
duygusallığı terk edin veya duygularınızı kontrol edin. Prensipleriniz olsun ancak katı
olmayın. Kanaatkâr olun. Mükemmeliyetçi olmayın, gücünüzün sınırı var.

BEYAZ RENKLİ KİŞİLİKLER


BEYAZLARIN  KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ
Beyazlar tartışmaktan hoşlanmazlar. Tartışma ihtimali olan ortamlarda bulunmazlar. Onlar için insanın kendini iyi hissetmesi çok önemlidir. Yalnız olmak eğer huzur veriyorsa bir dağ başında yalnız olmayı tercih ederler.
 Beyazlar yönetilmekten ve kontrol edilmekten
hoşlanmazlar. Beyazlar saygı görmedikleri ortamdan kaçarlar. Sabırlıdırlar ancak sabırlarının
son bulması tehlikelidir.
Beyazlar sessizliğin huzuruna düşkündürler. Beyazlar önerilere
açıktırlar. Başkalarının isteklerine ve motive olmalarına önem verirler. Beyazlan iten
kendilerine emir verilmeleridir.
Beyazların en belirgin özellikleri; Huzurludurlar. Sessizdirler. Mütefekkirdirler. Samimidirler.
Gerçekçidirler. Sabırlıdırlar. Uyumludurlar. Kibardırlar. Katkıya açıktırlar. Arabulucudurlar.
Uzlaşmacıdırlar. Dinleyicidirler. Empati yetenekleri vardır. Önerilere açıktırlar. Sakindirler.
Boyun eğmezler. Yuvada kolay geçimlidirler. Hoşgörülüdürler. Beğenilirler.

BEYAZLARIN BAŞARILI OLDUKLARI MESLEKLER

Beyaz renkli kişiliği olanlar; sabır ve azim
isteyen mesleklerde başarılı olurlar: Dişçi, Bürokrat, Asker, Araştırmacı, Polis, Veteriner
Mühendis.

BEYAZLARA İLETİŞİM ÖNERİLERİ

Beyaz renkli kişiliğiniz varsa başarılı iletişim ve iç huzuru için;
Hislerinizi ifade edin. Yüzleşmekten kaçınmayın. Fikirlerinizi dile getirin. Zamanın değerini
bilin. Risk almaktan çekinmeyin. Hayal deryasında kaybolmayın.

SARI RENKLİ KİŞİLİKLER

SARILARIN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ

Sarılar, yaşamayı eğlence gibi görürler. Rahat insanlardır. Nerede eğlence varsa orada sarılar
boy gösterir. Sarılar iletişim kurdukları kişiye yakın olmak isterler. Bu yakınlığı da dokunma
suretiyle hissettirirler. Sarılar hızlı yaşamayı severler. Takıntısız insanlardır. Rahat tavırlarıyla
dikkat çekerler.
Sarılar, iletişim ortamlarında konuşkanlıklarıyla dikkat çekerler. Bu
konuşkanlık çoğunlukla derin değil, sığ konulardır. Onlar için önemli olan dinlenilmek ve
ilginin odağı olmaktır. Sarılara göre ölüm gibi derin konular çekilmezdir. Sarılar, devamlı
hareket halindedirler.
Onlar çoğunlukla aynı yerde uzun süre kalmaktan hoşlanmazlar. Bu
hareketleri bazıları tarafından anlaşılmayabilir. Hatta bu davranışın psikolojik bir sorun
olduğu kanaatine varılması muhtemeldir. Çünkü sarılar odaklanma konusunda yetersizdirler.
Uzun konuşmalara odaklanmaları neredeyse imkânsızdır. Sarıların dikkatini çekmenin yolu
onlara somut örnekler sunmaktır.

SARILARIN  BAŞARILI OLDUĞU MESLEKLER

Sarı renkli kişiliğe sahip olanların en başarılı
olduğu meslekler; sabır isteyen, hayal gücü engin, güler yüzlü, bakımlı, esneyebilen ve
olumlu düşünüp olumlu görebilen kişilik unsurlarına ihtiyaç duyar: Danışman, Güvenlik
görevlisi, Estetisyen, Sekreter, Resepsiyon görevlisi, Din görevlisi Yönetici

SARILARA İLETİŞİM ÖNERİLERİ

Hedeflerinizi sıraya
koyun, daldan dala atlamayın. Eğlenceden çok gereken üzerine odaklanın. Uzun vadeli
planlarınız olsun.
           
MOR RENKLİ KİŞİLİKLER

MORLARIN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ

Morlar mükemmel davranışlar beklerler. Olumsuzlukları anında görür ve söylerler.
Titizlikleriyle bazen kendilerine hayran bırakırlar. Bazen de sıkıcıdırlar. Morlar çoğunlukla
içe dönüktürler. Onları sessiz bir şekilde bir köşede otururken görebilmeniz mümkün. Morlar
yalnızlığı severler.
Morların en belirgin özelliği devamlı düşünme ve yeni fikirler ortaya
koyma özellikleridir. Morlar ayrıntıya çok önem verirler. Yaşamları planlıdır, üstelidir. Bu
planların içine dışarıdan girmek oldukça zordur. Morların mutfakları, odaları oldukça
düzenlidir. Giysileri ciddi renklerdir. Morlar rakamlara ve verilere değer verirler.
Morların En Belirgin Özellikleri; Mükemmele ulaşmak isterler. Disiplinlidirler. Düzen ve
tertibe önem verirler. Plan ve programları vardır. Dakiktirler. Detayları önemserler.
Ketumdurlar. Karar alırken yavaş davranırlar.

MORLARIN BAŞARILI OLDUĞU MESLEKLER

Morların en başarılı olduğu ve icra etmekte
zorlanmayacakları meslekler çoğunlukla düzen ve disiplin isteyen mesleklerdir. Bu
mesleklerde detaylar önemlidir : Polis, Asker, Yönetici, Şef, Diplomat

MORLARA İLETİŞİM ÖNERİLERİ
Morlar mükemmeliyetçidir. Bu durum birçok rengi iter. Yaşamı
zorlaştırır. İnsanları kaçırır. Evet, mükemmelliğin de bir ölçüsü olmalı. Eğer mor renkli
kişiliğiniz varsa ve itici değil, çekici olmak istiyorsanız; Detaylarda kaybolmayın. Olumlu
düşünmeyi terk etmeyin. Gücünüz sınırlıdır, sakin olun. Affedici olun. Açık olun.
Eleştirilmeye açık olun.


14 Kasım 2019 Perşembe

BLOGUMUN DOĞUM GÜNÜ


                   YENİDEN MERHABA...

Vakti zamanında bir yeniçerinin eline biraz para geçer. Adamcağız biraz keyiflenmek niyetiyle, bir sazende ile bir hanende tutar.Çilingir sofrasını hazırlar keyifle sofraya kurulur,bir şeyler söyleyin de keyfimiz yerine gelsin diye de buyur.Hanende başlar söylemeye:Şarkının sözleri uzuuun mu uzun 
            - Ey sevgili!
            - Gül müsün süsen mi,
 - Servi misin ay mı bilmem..
            - Bilmem ki bu perişan aşığa kastın nedir?
            - Sana nasıl hizmet edeceğimi bilmem.
 - Bilmem ki sussam mı yoksa şarkı mı söylesem?
            - Sen nerdesin ben nerde bilmem.
            - Bilmem ki niçin beni bazen öldürür, bazen de mutlu kılarsın?

            Hanende bilmem ,bilmem dedikçe adamcağızın sabrı taşar,öfkesi başına sıçrar.Yatağanını sıyırdığı gibi şarkıcının boğazına dayar ve gürler;

                    -  Be adam yetti gayri bilmediklerin!Bunları bırak ta bildiğini söyle!..

     Şimdilik bende ne söyleyeyim bilmiyorum…  hele bir başlayalım bakalım günler neler gösterir …

***

           Bu hikayeyle blog dünyasına merhaba diyeli tam beş sene olmuş…Bu gün benim doğum günüm; pardon…yani bloğumun doğum günü…
            Blog hakkında hiçbir bilgim olmadan girdiğim bu yol, benim için heyecanlı keşifler kadar zorluklarla da dolu bir  macera oldu. Teknik uygulamalar hakkında  bilgim olmadığı için; kıra sara ,orasını burasını kurcalaya kurcalaya yol aldım uzun süre. Hala da bu konuda ilerleme kaydettiğim söylenemez ama eh işte,  işimi görecek kadar da olsa bir dekorasyon yapabildim bloğuma.

İlk günler hiç tanımadığı bir mahalleye yalnız başına yeni gelen bir çocuk ürkekliği vardı üzerimde. Sadece yazılarımı paylaşıp çıkıyordum. İki yıl kadar böyle sürdü. Sonra yavaş yavaş etrafı keşfe çıktım. Deep’e yazdığım bir yorum ile farklı bir  yöne evrildi yolum.
Blog ziyaretçilerinin, yaz döneminde azaldığına dair bir yazıda, ziyaret trafiği ortalamalarını paylaşmıştı Deep. Azaldığını söylediği  ziyaretçi trafiği bile oldukça yüksekti. ”Bu ortalamayı gördükten sonra ben deprasyon picamalarımı giymeye gidiyorum” demiştim Deep e.
Sonra o “melabaa” dediği yorumlarından biriyle çıktı geldi ziyarete . Kapıyı çalıp “melabaa” dedikten sonra dil çıkartan bir çocukla karşılaşma şaşkınlığı yaşadım önce. Tabi sonra yaramaz ve muzip uslubunun onun alameti farikası olduğunu öğrendim.
Deep’in elimden tutup, blog apartmanına takdimi ile yaşadığım yabancılık, yerini sıcak bir ortama girmenin rahatlığına bıraktı.
İşte üç yıldır daha aktif olduğum blog maceram hayatımda ki “”iyi ki”  lerimden biri oldu.
Yaşanmışlıklarıma “keşke” demeden bakmaya çalıştım hep. Yaşadığım her zorluğun,her sıkıntının bana bir şeyler söylemeye, bir şeyler öğretmeye çalıştığını fark ettim. Olayların bana ne demek istemeye çalıştığına odaklandım. “Keşke” değil “iyi ki “ demeyi öğrenmeye çabalıyorum. Ama blog benim için doğrudan” iyi ki” dediklerimden oldu.
Çok güzel insanlar tanıdım burada. Kendini geliştirmeye çabalayan, emeğe, çabaya değer veren, saygılı sevgi dolu arkadaşlar. Hayatın içindeki hoyratlık, kabalık yok burada. Diğer sosyal medya mecralarında ki linç kültürü, saygısızlık, nobranlık yok. Çok farklı dünya görüşüne sahip,farklı yaşanmışlıkları olan, üstelik çok farklı yaş aralığında ki insanların birbirleriyle sıcak dostluklarına şahit olmak içimi ısıttı.
Okumaya ,yazmaya, kitaba, sanata, edebiyata,  filmlere,dizilere dair paylaşımlar yapan, değer üretmeye, değer katmaya çabalayan; hayattaki farkındalıkları, sosyal sorumlulukları önceleyen, insana ve var olan her şeye değer veren;  değerli insanlar var.
İyi ki başladım blog yazmaya,iyi ki tanıdım sizi güzel insanlar …

HAMİŞ:Eski yazılarımı dolaşırken kendimi “Çöpçüler Kralı” filmindeki yaşlı emekli amca gibi hissettim. Hani her olumsuz durum için apartman camından beline kadar sarkıp sesleniyordu mahalleliye. ”Ben bunu gazeteye yazdım.”  Ben de, bir çok şey için “ben bunu  bloğuma yazdım “ der gibi yazılar yazmışım ilk başlarda. Zaten bloga başlama amacım da kalemime işlerlik kazandırmak ve alanımla ilgili makale tarzı yazılar yazmaktı. Tabi mahalleye alıştıktan sonra gelen rahatlıkla, epeyce bir “saldım gitti “tarzı yazılar da  yazmışım.Napayım  “Amaan boş ver, olsun o kadar “ diyorum …J J J


7 Kasım 2019 Perşembe

BÜYÜYÜNCE ÖĞRENİRSİN...

                                ŞİMDİ MİM ZAMANI 

Merhaba küçük  kız; sana haberlerim var
Beden eğitimi dersinde sıranın en arka sıralarında  olmaktan kurtulacaksın. Ama daha vakit var.Yine de çok şey bekleme bence. Boyum uzasın diye basket oynamaya çalışıyorsun ya. Çalışma !!! .Daha top sürmesini beceremiyorsun .Ağaçlara tırmanıp  dallarında sallanabilirsin  ama mesela. Senin gibi kıpır kıpır ,ağaç tepelerinde dolaşan ,keçi gibi dağ tepe tırmanan bir kızın beden eğitimi dersi nasıl orta olur ki ? Oluyor işte ,sonraları da hiçbir zaman beden eğitiminden tam not alamayacaksın,üzgünüm
O haşhaş tohumlarına benzeyen ipek böceği yumurtaların var ya, onları bahara kadar iyi sakla.Yoksa bahar gelince o kımıl kımıl küçük tırtıllardan almak için, biriktirdiğin pullardan bazılarını, arkadaşlarına satmak zorunda kalacaksın. Sen ipek böceklerini beslemek için komşuların bahçesinde ki dut ağaçlarının tepelerinde, yaprak toplamaya devam et ama ben yine de söylemiş olayım. Ne kadar çok ipek böceğin olursa olsun onlardan ipek elde edemeyeceksin. En fazla içinden kelebek çıkınca delinen beyaz ve sarı kozaların olacak. Ha bak belki onlardan pano yapabilirsin.Bir de sokaktan topladığın kedi köpeği eve getirme.Annen izin vermiyor işte vermeyecek de...

Ben kim miyim ?             
Ben senin yaşlı halinim…Yok yok yaşlı değilim aslında. Ama sana göre milenyuma daha çok var ya. O zamana kadar yaşlanırım zannediyorsun ya  . İşte ben milenyum sonrası senim . Merak etme ama zannettiğin gibi yaşlı falan değilim. Büyüyünce algıların değişecek. Hani bak mesela  dedenin evi var ya ,hani sana odaları bahçesi falan  kocaman gelen .O ev ve  bahçe aslında kocaman değil. Sana öyle geliyor. Dayın da çok uzun değil aslında. Seni omuzuna aldığında dünyayı tepeden gördüğünü zannediyorsun şimdilik. Bir de Havva teyzelere giderken  tırmandığın o uzun dik yokuşta aslında yokuş falan değil, kısacık süren, birazcık yükselen bir yol. Asıl yokuşları sonra göreceksin.
Jetgillerde ki uçan arabaları hasretle beklediğini biliyorum. Maalesef hala uçan araba yapılmadı. Yalnız bazı yerlerde uçan taksi çalışmaları başlamış duyduğuma göre .Belki bir gün uçan araban da olur kim bilir… Ama bak cep telefonun var .internet diye bir şey icad edildi birde. Telefonun sabun kadar bir şey ama ekranı var. Onunla internete de bağlanıyorsun.
İnternet nasıl bir şey mi?  Nasıl anlatsan bilmem ki?  Kocaman sanal bir dünya. Sen" sanal dünya ne? " onu da sorarsın şimdi. Nasıl deseem ; Hayal gibi,rüya gibi bişey işte... Neyse annenin hep dediği gibi "büyüyünce anlarsın"… Ne yapsın kadıncağız, o kadar çok soru soruyorsun ki  mecburen" büyüyünce anlarsın "diye seni başından savıyor.
Telefonundan internetle sanal  dünyaya bağlanıyorsun  oradan filmleri dizileri  falan izliyorsun .Sanal mektup gönderiyorsun. E mail diyorlar. Daha sosyal medya ,anlık iletişim falan var ama çok da kafanı karıştırmayayım. Merak  ettiğin her şeyi de internetten öğrenebiliyorsun. O kocaman ansiklopedileri okumak için kütüphaneye gitmene gerek kalmıyor. O zamana kadar sen merakla ansiklopedi okumaya devam et şimdilik. Senin için ulaşılmaz büyülü bir dünya olan ansiklopedileri sonraları gazeteler kuponla bedava verecekler.
Bir de yemeyip içmeyip harçlığını yatırdığın dergileri biriktirmekle uğraşma. Kalabalık yapıyor,  toz tutuyor diye annen hepsini komşu çocuklarına dağıtacak. Flütünü de arkadaşının kızına verecek.
Sana iyi ve kötü haberlerim var. Şimdi aklına bile gelmeyen hayal bile edemediğin şeylere sahip olacaksın. Ama kötü haber bunlara ulaşman hiç de kolay olmayacak. Çok büyük gayret ve mücadele gerekecek. Olsun…  ama inan ki değer.
Resim yapmayı sakın bırakma ,O akrabaların Hollanda’dan getirdiği ,kullanmaya kıyamadığın sulu boyaların ve pastel boyaların bitecek diye de korkma sakın, boş ver. Burada da çok güzel resim malzemeleri var artık. Yazmaya devam et derim ama çokta gerekli mi bilmiyorum. Ama bak şiir yazmaya uğraşma, beceremiyorsun. Bir iki kompozisyon yarışması kazanacaksın ama edebiyat fakültesi hayalin gerçekleşmeyecek. Tarih fakültesi de . Hayat sana sürprizler hazırlıyor. Şu anda aklından geçirmediğin bir bölümü okuyacaksın. Ama inan bana çok daha fazla seveceksin bölümünü. Hayalini kurduğun kocaman kütüphanen de gerçekleşecek.
İnsanları sevmeye ve güvenmeye devam et. Medeni cesaretini kaybetme diyeceğim ama maalesef içine kapandığın, sosyalleşmeden çekindiğin dönemlerin var ileride. Olsun ama, aşacaksın. İçgüdülerine de güven derim. Akrep sezgilerin var senin. İçine sinmeyen hoşlanmadığın insanların yamuğu çıkıyor eninde sonunda. Onlardan uzak dur derim. Bir de her olumsuz şey için kendini suçlamaktan vaz geç, yıpranırsın.
Daha çok şey söyleyeceğim ama senin kafanı da fazla karıştırmak istemem. Yaşayınca göreceksin derim. Hata yapmaktan ,denemekten korkma. Deneyimlerin, yaşadıkların seni  sen yapacak.
Ha bak şu yabancı dil meselesini şimdiden halletmeye bak. Çok sevdiğin klasikleri orijinal dilinden okuyabilsen ne güzel olur ama değil mi? Hem tek yabancı dil de yetmiyor artık. Dünya globalleşti ,kocaman küresel bir köy oldu.
Global , küresel falan ne mi ?
Büyüyünce öğrenirsin !!!

Sevgili Deepcan beni mimlemiş. Mimin konusu, 10 yaşınıza mektup yazma imkanınız olsa ne yazardınız? Bayağı heyecan yaptım önce. Ne yazayım bilemedim. Ama o afacan kıza söyleyeceğim ne çok şey varmış meğer …

Mimi ilk yapan  sessiz umman  , Deepcan deeptone   ve Kaystros Tyrha nın yazılarını   buradan ziyaret edebilirsinz  J J J

25 Ekim 2019 Cuma

HOLLYWOOD KARAKTERLERİ TARZ DEĞİŞTİRİRSE !!!


TASVİR-İ HOLLYWOOD


 Resimler bir sanat eseri olmasının yanında yapıldığı dönemin sosyal  hayatına dair de bir çok şey anlatır. Klasik resmin  Batı’da altın dönemlerini yaşadığı yıllarda ve öncesinde Osmanlı’da  minyatür sanatı icra ediliyordu.  Minyatür çok küçük yapılmış ince ince işlenmiş resimler için kullanılan  bir terim aslında. Osmanlıda minyatüre tasvir yani (resim) , bu eserleri yapan kişiye de musavvir (resimleyen) ya da nakkaş (işleyen) deniliyor.
Her şeyi olduğu gibi tuvale geçiren klasik resim sanatından daha farklı bir sanat minyatür .Figürlerde anatomiye uygunluk aranmaz. Perspektif ,ışık- gölge gibi klasik resim sanatında kullanılan teknikler kullanılmaz. Figürler birbirini kapatmadan resmedilir. Eserde  ki en önemli şahıs en büyük boyutta yapılır. Yapılar ve canlılar arasında oran orantı aranmaz ve en ince detaylara kadar işlenir. Mesela bir figürün sakalları tek tek çizilir. Yani oldukça ilginç ve günümüz modern  sanatlarına daha yakın bir sanat dalı.
Zamanında maliyeti nedeniyle ancak  zengin ve önemli  şahıslara, sipariş üzeri yazılan kitaplarda bulunan minyatür sanatı günümüzde  daha ulaşılabilir şekillerde icra ediliyor.
Bu minyatür ustalarından biri de çok ilginç işlere imza atan ve oldukça genç olmasına rağmen dünyaca tanınan bir sanatçı. Minyatür ve illüstratör sanatçısı  Murat Palta. Bitirme tezi olarak hazırladığı “Tasvi-i Hollywood” projesinde, meşhur Hollywood filmlerini minyatür sanatına uygun olarak resmetmiş. Oldukça ilgin ve eğlenceli bir çalışma olmuş .Zaten o da bu çalışmaları Minyatür sanatının 21. Yy temsilcisi olmak yada minyatür sanatını ayağa kaldırmak gibi düşüncelerle değil eğlendiği için yaptığını söylüyor. Belki  etkisi de bu doğallıktan  kaynaklanıyor.
Sanatçı daha sonra Yeşilçam filmlerini anlattığı “Tasvir-i Yeşilçam” ve Dünya klasiklerinden bazı romanları da çizmiş. Tabi bunların hepsini burada paylaşabilmem mümkün değil.
Çok beğendiğim bu minyatürlerden bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum.
Hamiş: Osmanlıca bilenlerin affına sığınarak bazı resim altı yazılarını da kendimce yorumlamaya çalıştım. Benim en çok beğendiğim ve eğlendiklerim rumilerle süslenmiş Batman sembolü ,gül koklayan Darth Vader  ve Kill Bill minyatürleri oldu.Umarım siz de beğenirsiniz…

                                                                 ***

                                                                        KİLL BİLL
Sarı donlu bir avret şeb-i azur gicesi erim katl edildi deyu  feveran iderek bir nice masum  ademi katleyledi
Sarı kıyafet giyen bir kadın “düğün gecesi kocam öldürüldü diye öfkeyle bağırarak  bir çok masum insanı öldürdü.)

                                                                              ***

BATMAN
Batman nam-ı  ile malum olan   bir bed-n’am   kara donlu kafirin  huffaş urbası  geyinip giceleri damlarda bacalarda  seyran ettiği  ahalinin ehli iffet kızlarını ve kadınlarını mazzep ittiği malumdur ki tiz zamanda zaptiyelerce derdest  idilmekliği  emrolunur
Şehri Gotham Kadı-ı Şerifi  
(Batman adı ile bilinen bir yabancı siyah bir yarasa elbisesi giyip  geceleri evlerin çatılarında dolaşarak kadın ve kızları rahatsız etmektedir.Bunun içinde en kısa zamanda emniyet güçlerince yakalanarak emniyete teslim edilmesi emredilmektedir.)


                                                                             ***

                                                                    MARS ATTACKS
Mars nam seyyareden  nice eçiş bücüş ejderha misullu bir acaib mahlukat daire-i seyyare ile  teyeran eyleyerek  arz-ı istila eyledi .
(Mars adı ile bilinen gezgenden bir gurup acaip şekilli yaratık , uçan daire ile uçarak  gelip Dünyayı işgal etti)

                                                                               ***
 
TİTANİC
Titanik nam keşti  cesim mevc-i deryayı aşaraktan bahrde seyran iderken  keştiban  aşukları seyran idince cesim bir cümidiyeye urup  bahr-i muhit-i kebir de   ğarkolmuştur
(Titanik adı ile bilinen gemi büyük dalgaları aşarak okyanusta giderken gemi kaptanı  aşıkları izlemeye dalınca  büyük bir buzdağına çarparak Büyük Okyanusta batmıştır)

***
                                                                            SAW


                                                                   STAR WARS


THE GODFATHER


                                                                    KİNG KONG


                                                        MAYMUNLAR CEHENNEMİ


                                                                    İNCEPTİON

                                                                        THE SHİNİNG


AVATAR

                                                                      STAR WARS



THE BİRDS