16 Şubat 2019 Cumartesi

KURU DALLARIN UCUNDAKİ UMUT


SÜRPRİZ YAPAN MİNİK ERİK AĞACINA J J J

Fotoğrafları karanlıkta çektim.Sabahı bekleyemedim 

Yüreğimin sarkacı umut ile korku arasında salınıp durdu bu akşam.Umut mu ağır bastı ,korku mu bilemedim. Hala tıp tıp atıyor yüreğim ,kollarını uzatıp avucundaki umut çiçeklerini uzatan müjdecinin sürpriziyle.
Ellerimde alışveriş torbaları hızla yürürken daha önce hiç geçmediğim, nereye çıkacağını bilmediğim bir sokak çağırdı beni.
Kim bilir belki de sokak değil de, sunduğu sürprizi göstermek için akşam ayazında heyecanla  titreyen erik ağacıydı çağıran.
Sürpriiz…
Apartmanların arasına sıkışmış ufacık bir bahçede ki minik erik ağacı, kara kışa inat “korkma” diye fısıldıyor.”Kara kışın sonu geldi.”
-Bitti artık kar fırtına.Artık bahar yağmurları var önünde.Biraz daha dişini sık sabret, bak bahar habercilerini yolladı ,bencileyin küçük bir ağaçla.
Umutla doldu yüreğim,sonra korkuyla ürperdi.
-Ah sevgili erik ağacı !...
-Sen umut vermek için geldin ama ben gitmeyeceğim diye ayak direyen kara kış, pusuda bekliyor nicedir.
-Seni avlamak için olmasın geri çekilmesi, gitmiş gibi yapması.Ne olur kanma her gülen yüze,her tatlı söze.
-Yok diye fısıldadı erik dallarında ki çiçekler “umut ki gösterdi yüzünü arkası gelir elbet.Korkma kışın bundan sonra yapacağı kof bir kabadayı gibi gürlemek.Habercilerin ardından sökün edecek elbet bahar .Gelin gibi donatacak yeryüzünü. Sen ki sadece bahçende ufakta olsa bir yer ayır ve  yüreğini açmayı bil…
Hamiş:Aslında bu akşam ki niyetim Sevgili Deep Tone ve Fatih Pınar Beyin bekleyen mimlerini yapmaktı.Onlardan özür dileyerek ,sevgili erik ağacıma hitap etmek istedim ...

14 Şubat 2019 Perşembe

TEKTİPLEŞTİREMEDİKLERİMİZDENMİSİNİZ ?


            SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLAMALARI ÜZERİNE ...
Hiç çocukluğunuzda yediğiniz kurabiye karpuzları özlediniz mi?
Ya da içinde çekirdeklerini de gördüğünüz mis kokulu salatalıkları soyup dikine dörde bölerek tuzlayıp yemeyi?
Ben çok özlüyorum ama artık hiçbir para bu güzelliklere sahip olmaya yetmiyor. Neden mi ?
Çünkü artık onlar yoklar, üretilmiyorlar. Farkında mısınız bilmem ama meyve ve sebzeler bile tek tipleşti.Her yerde,pazarda ,markette,Trabzon’da ,Mardin’de İzmir’de Yozgat’ta aynı domates aynı elma aynı portakal çeşitleri var.Evet hala kıyıda köşede sadece belli yerlerde yetişen güzellikler var ama kaideleri bozmaya yetmeyen istisna nev-inden.
Çocukluğumda yaz mevsiminde gittiğimiz köyümde yaz ve kış elmaları vardı,en az 5-6 çeşit.Kayısı vardı 4-5 çeşit.Maalesef artık neredeyse kalmamış.Ağaçlar bakımsızlıktan kurumuş.Ve o güzelim elmalar artık yok.Artık hazır alınan fidanlar ve fidelerle yurdun her tarafında belli çeşitlerde sebze ve meyve üretiliyor.
Sadece meyve ve sebze mi.Her şey tek tipleşti.Trabzon Uzun Gölde gördüğünüz hediyelik eşyaların aynılarını Mostar’da görmek,Kapalıçarşı’dan aldığınız mumların aynılarını Marakeş’ten alabilmek mümkün artık.Çin malı hediyelik eşyaların istilasına uğramış durumdalar.Yöreye özel üretilen ürünler o kadar az ki.Kültürler de öyle aynılaştı.
             Ama... ama... en fenası duygularımızı ifade şekillerimiz de tek tipleşti..
Farklı kültürlerden korkmamak gerektiğini ,bir arada yaşama ve ortak değer üretme becerisinin insanlığa en büyük kazanımları sağlayacağını sonuna kadar savunuyorum.Kültürel anlamda en zengin coğrafyalara baktığımızda farklı dinlerin,etnik kimliklerin,dillerin yaşadığı veya geçiş yeri olduğu coğrafyalar olduğunu görüyoruz.
Farklı kültürler zenginliktir ve insanları zenginleştirir.
***
Küreselleşmenin en büyük artılarından biri farklı coğrafyalar ve kültürler arasında iletişim sağlaması  oldu.Artık tanımak ve tanışmak daha kolay.Ama bu hızlı süreçte her kültür içselleştirerek zenginleşme yerine eskici dükkanı gibi önüne ne gelirse toplayıp bir araya getirerek bir ucubeye dönüştürdü.Kültürler ve değerler tüketim malzemesine dönüştü.
Amerika’nı en başarılı olduğu alanlardan biri de ,dünyadaki kültürel öğeleri toplayıp sinema endüstrisinin de yardımıyla aynılaştırıp pazara sunması.
Örnek mi istersiniz ? Suşi, pizza, tako, falafel ve daha onlarca farklı milletlerin yemekleri.Ama hep Amerikan tarzı hazır tüketim olarak sunulanından.Cadılar bayramı, Noel, Sevgililer Günü , Anneler Günü , Baby shower partileri hatta düğünler aynı şekilde kutlanıyor ,sevgiler aynı şekilde ifade ediliyor,üzüntüler aynı şekilde yaşanıyor. Boliwya dağlarında ölümüne savaşan Che ,bugün milyar dolarlık tüketim endüstrisinin en çok kullanılan malzemelerinden biri olduğunu görse neler hissederdi acaba ?


Sevginin , sevgilinin, evlilik tekliflerinin, düğünlerin, bebek sahibi olmanın  kişiye özel olması ısrarla vurgulanıyor. Lakin o özel denilen şeyler tüm dünyada tüketilen benzer malzemelerle benzer ritüellerle icra ediliyor.Ama biz en özel şekilde kutladığımız yanılsamasıyla mutluyuz.Sıradan ritüellerle özel hissediyoruz kendimizi.
Sevgililer günü kutlamaları tüm yurtta ve dünyada olanca hızıyla devam ediyor.Bu furyaya kaç yıldır evli olduğunu hatırlamayacak  kadar çok senedir evli olanlarla ,bu günü yalnız geçirmemek için alelacele sevgili(!) bulan gençlerin katkıları da  yadsınamaz.Sonuçta tüketim mabedleri kurban istiyor.
İnsanlar bu özel(!) günleri kutlamaya mecbur hissediyorlar kendilerini. Her taraf kalpli ürünlerden geçilmiyor. Adeta kalp bombardımanına maruz kalmış gibiyiz. Etraf kırmızı rengin istilasına uğradı.
Diz çökerek tek taşla yapılan yapılandan başka evlilik teklifi yapılamaz mı ? Herkesle beraber aşkımızı kutlamanın neresi özel ? Aşk ilanı neden kırmızı gülle yapılmak zorunda ki ? Kalpli pasta olmazsa sevdiğiniz anlaşılamaz mı ? Kalpli ayıcık dışında sevimli başka hayvan yok mu ? Ve neden insanlar bu mutlu anlarını sosyal medya da paylaşarak onaylatma ihtiyacı hissederler ki ? ….
Klişeler duygularımızı ifade etmede ne kadar işlevsel olabilir ki ?
Yo, hayır…Özel gün kutlamalarını yargılamıyorum… Ay !  ne banal !  diyen seçkinci tayfadan değilim… Bunlar hep Ameriga’nı oyunu demiyorum… Küresel güçler Emperyal planlar olduğunu zannetmiyorum…
Merak ediyorum sadece...


31 Ocak 2019 Perşembe

BBC'DEN SÜRPRİZ DİZİ :LES MİSERABLES

SEFİLLER :LES MİSERABLES

Bugünlerde güzel bir sürprizle karşılaştım.Sanırım evrene saldığım mesajıma cevap (!) geldi J
Yakın bir zamanda sinema kanalında başrolünde Liam Nelson’un oynadığı Sefiller filmine denk geldim.Yine, olmamış bu diye düşünerek izledim .Tabi bir filmin süresini göz önüne alırsak romanı hakkıyla işlemeleri mümkün değil, keşke iyi bir dizisi olsaydı diye düşünürken Dizimag’da Les Miserable dizisine rast gelmeyeyim mi? Daha önce Sefillerin her türlü dizisini ve filmini izleyip de yetersiz bulduğum için bu diziye başlarken de beklentilerimi düşük tuttum ama yanılmış olmama seviniyorum şu an.

Sefiller’in yeri başkadır bende.İlk okuduğum yabancı klasik diyebilirim.Bir yayınevinin sadeleştirerek yayınladığı bir versiyonuydu.Daha sonra Türkçe yayınlanmış başka versiyonlarını  da okudum.Yani defalarca okuduğum bir eser.
En sevdiğim şeylerden biri meyve eşliğinde kitap okumak,özellikle de elma.Durum  öyle bir hal  aldı ki meyveyi elime aldığım an otomatik olarak elim bir kitaba gidiyor.Hatta çocukluk hayalim duvarları boydan boya kitaplarla kaplı bir odada bir sepet dolusu elma ile baş başa kalmaktı J
Zaman zaman bazı eserlere takarım mesela. Kitabı elime alıp rastgele bir yerini açarak 10-15 dakika okurum.İşte Sefiller de böyle okuduğum kitaplardan biri.
Gelelim diziye.En çok sevdiğim şey yan karakterlerin de işlenmiş olması.Zira izlediğim diğer dizi ve film versiyonlarında gördüğüm en büyük eksiklik  yan karakterlere neredeyse hiç değinilmemesiydi .Ve beğenmeme sebeplerimden en önemlisi de bu husus olmuştu.Bence bir eseri güçlü kılan en önemli şeylerden biri de  sağlam işlenmiş yan karakterler.

Cosette’in annesi Fantine,Marius’ün babası Albay  Pontmercie , dedesi Mösyö Jilnorman ,Thenardier’lerin kızı Eponine ,oğlu Gavroche, Marius’un arkadaşları Enjolras,Courfeyrac  gibi karakterler eserde oldukça önemli aslında.İlmek ilmek işlenen örgü ustaca birleştirilerek en sonunda bir şaheser meydana getiriliyor Victor Hugo tarafından.
Cast’ta olmayan iki oyuncu en önemli iki karakter olan Marius ve Javert olmuş.Javert daha poker face ve uzun boylu bir oyuncu olmalıydı.Duygularını bu kadar yansıtan üstelik de zenci bir oyuncu hiç olmamış.
Marius ölü bakışlı bir oyuncu.Keşke daha cevval,canlı bakışlı karakteristik bir oyuncu olsaydı.
Ama diğer karakter oyuncuları oldukça başarılı seçilmiş.Özellikle Jean Valjean ve Cosette

Dizinin en son 5. Bölümü yayınlandı.Son bölümde General Lamark’ın cenazesinden sonra başlayan isyan ve sokak hareketleri anlatılıyor.Sarı yeleklilerin sokak eylemlerinin dumanı üstündeyken hem de BBC tarafından çekilen bir dizideki örtüşme oldukça ilginç olmuş.Eğer benzer bir şey ülkemizde olsaydı var ya ;  üff ne komplo teorileri kurulurdu .Bilmem belki de Fransa’da da benzer komplo teorileri kurulmuş tur.Vaterloo dan girip Brexit anlaşmasından çıkıp, İngilizlerin Fransa üzerindeki müstevli (!) emellerinden bahseden  televizyon programları yapılmış ,mesele her konuda fikri  olan uzmanlar (!) tarafından uzun uzun analiz edilmiş  olabilir.Fransız yayınlarını takip edemediğim için bilemiyorum tabi J
Konusuna kısaca değinecek olursak.Ekmek çaldığı için 19 sene kürek mahkumu olan Jean Valjean cezasını tamamlayarak, her türlü kötülüğü yapabilecek bir potansiyelle salıverilir.Sokakta kaldığı, yatacak bir yer bulamadığı bir gece, kendisini evinde misafir eden  bir papazın gümüşlerini çalarak kaçar.Ama papaz tarafından gümüşler karşılığında ruhu şeytandan satın alınarak (!) bağışlanır.Bu durum Jean Valjean’ı alt üst  eder ve içinde karanlık ile aydınlığın savaşı başlar.Sonra devreye Cosette ve Marıus’un aşkı girer.Fransa’nın toplumsal olayları eşliğinde ve Paris arka fonunda olaylar gelişir.
BBC tarafından çekilen diziyi sevdim.Heyecanla diğer bölümlerini bekliyorum J J J


26 Ocak 2019 Cumartesi

İLİM KENDİN BİLMEKTİR

KARAKTER TESTİ ANALİZİ (ETKİLİ İLETİŞİM)



Bir önceki yazımda verdiğim testi yaptıysanız sonuçlarına da bir bakalım.Dört sütundan oluşan testimizde size en uygun olan şıkkı bir ile dört arasında numaralandırıp sütun sonundaki rakamları toplamanız gerekiyordu.sen-seni-bil-sen-seni
En yüksek puan sizin baskın olan karakterinizi gösterir.Karakter özellikleriniz salt birinden oluşmayabilir.Diğer karakterlerden de özellikler barındırabilirsiniz.
Baykuş === Panter
Yunus === Tavus karakterleri nispeten birbiriyle uyum gösterir,dengelidir
***
Baykuş === Tavus

Yunus ==Panter  karışımları karmaşık kişiliği gösterir.Dengelemeye çalışmalıdır..

            



Davranışlarına Göre
Kontrollü
Yüz ifadesi kullanmaz
Dalgın,meşguldür
Göz teması sınırlıdır
Fazla el kol hareketi yapmaz


Konuşmalarına Göre
Dolaysız
Görüş beyan eder
Görüşlerini savunur
Gürültücü olabilir
Yüksek sesle düşünür
Hızlı konuşur



PANTER

En belirgin özelliği “hedef odaklı”olması
Tez canlıdır
Yönlendirici ve zorlayıcıdır
Rekabetçidir,hızlı hareket eder
(Hata oranları yüksektir)



Bir panteri nasıl tanırsınız?

Yaptığınız bir görüşmede eğer “E sonuç?” diyorsa ve hep özet ve net bir şekilde sonuçla ilgileniyorsa; aynı anda birkaç işle ilgilenerek, her birini de koordine edebiliyorsa; o kişi muhtemel bir Panterdir.
Bir panteri mutlu etmek ve ödüllendirmek istiyorsanız; ona güç ve yetki vermelisiniz.
Yönetim alanında, organizasyonel bakış açısı ve insan ilişkilerinin yoğun olduğu alanlarda çok başarılıdırlar.



Davranışlarına Göre
Tepkisel
Yüz ifadesi canlı
Hareketli ve hayat doludur.
Duygularını dışa vurur.
Dokunmayı ve göz temasını sever

Konuşmalarına Göre
Dolaysız
Görüş beyan eder
Görüşlerini savunur
Gürültücü olabilir
Yüksek sesle düşünür
Hızlı konuşur

TAVUS KUŞU

En belirgin özelliği “yaratıcı”olması
Renkli ve dramatiktir
İlgi odağı olmayı sever ,sosyaldir
Motivatördür
(Eğlence var,iş yok)


Bir Tavuskuşunu nasıl tanırsınız?
Katıldığı ortamda hemen farkedilen bir profil olan tavuskuşu, varlığı ile ortamı neşelendirip; hareketlendirebilen bir karakterdir. Konuşmayı ve eğlenmeyi çok sever.
Bir tavuskuşunu mutlu etmek, ödüllendirmek istiyorsanız; takdir etmeli ve sıkça pohpohlamalısınız
Sanat alanında, reklam & halkla ilişkiler alanında çok başarılı olurlar.




Konuşmalarına Göre
Dolaysız
Görüş beyan eder
Görüşlerini savunur
Gürültücü olabilir
Yüksek sesle düşünür
Hızlı konuşur

Davranışlarına Göre
Tepkisel
Yüz ifadesi canlı
Hareketli ve hayat doludur.
Duygularını dışa vurur.
Dokunmayı ve göz temasını sever




YUNUS

En belirgin özelliği “iyi huylu,dostça olması
Nazik ve kibardır
takım oyuncusudur
Arabulucu,kaynaştırıcı
(önce ben demeyi öğrenmeli)

Bir Yunusu nasıl tanırsınız?
Yunuslar konuşmayı ve detay anlatmayı çok sever. Sakin ve uyumlu halleri ile herkes tarafından sevilen ve zararsız görülen profildir.
Bir yunusu mutlu etmek için davranışlarını onaylamanız ve grup içerisine dahil etmeniz yeterlidir.
Yunuslar, ofis işlerinde başarılı olabilirler. Ancak yöneticileri tarafından zamanlaması iyi planlanmış bir hedef ve iş programı verilmelidir


Konuşmalarına Göre
Dolaylı
Soru sorar
Görüşlerini vurgulayıcı tonlamalar kullanmaz
Sakindir,yavaş konuşur
Konuşmadan önce düşünür


Davranışlarına Göre
Kontrollü
Yüz ifadesi kullanmaz
Dalgın,meşguldür
Göz teması sınırlıdır
Fazla el kol hareketi yapmaz




BAYKUŞ

En belirgin özelliği “Analitik”olması
Bilge ,net düşünen
Sabırlı,ayrıntıları gören
(hata oranı azdır ama hayat bu kadar ciddiye alınacak kadar da önemli değildir)


Bir Baykuşu nasıl tanırsınız?

Baykuşlar bulundukları ortamda sayısal yaklaşımları ve netlikleri ile farkedilirler. Az ve öz konuşurlar.
Bir baykuş; sorumluluk verilmek sureti ile mutlu olur.
Matematik bilimi, mühendislik alanları ve psikoloji alanlarında çok başarılıdırlar

20 Ocak 2019 Pazar

SEN SENİ BİL SEN SENİ...


KARAKTER TESTİ  ( ETKİLİ İLETİŞİM )
                                               
  
Kim bildi ef'alini
Ol bildi sıfatını
Anda gördü zatını 
Sen seni bil, sen seni
(Kişi davranışlarının sebebini bilirse ,karakterini tanır.Öncelik kişinin kendini bilmesi tanımasıdır.)
                                   Hacı Bayram-ı Veli

          ***

Yeni bir yıla daha merhaba dedik.Bu yeni yıla kendinizi tanıyarak başlamak istemez misiniz? O halde bir karakter testi çözerek başlayalım.Daha sonraki yazımda beraberce karakterlerin analizini yaparız J J J
          ***

TARZIMIZI TANIYALIM
Aşağıdaki satırlarda size en uygun davranış biçimine “4” en az uyana “1” vermek suretiyle tüm kutuları 1’den 4’e kadar numaralandırın..
Not:
(1.sütun=Panter           2. sütun =Tavus         3.Sütun =Yunus         4.Sütun =Baykuş )



Konuşma Konularınız
Sonuçlar,ulaşmak istedikleriniz
Hayal ve arzular
Duygular ve Deneyimler
Gerçekler ve Rakamlar
Konuşma Hızınız
Çok Hızlı
Hızlı   
Daha Yavaş   
Orta
Giyim –Görünüm
Şık.Moda evi Tasarımı,Resmi
Canlı Renkler
,Moda,
Resmi Değil
Yumuşak Renkler,Rahat
Tutucu Klasik,İş Kıyafetleri
İletişim Tarzınız
Dolaysız                                

Canlı ,Heyecanlı
Hayalle Karışık
Düşünceler,Rahat
Belirli ,Az ve Öz
Sizi Motive Eden Unsur
Sonuçlar                                 ,


Alkış               Onay
Etkinlik
Hareket
Başarıya Götüren Unsurlar
Baskı,Değişim
Teşvik,Eğlenme
Birliktelik,Destek
Dikkat,Bilgi

Öfkenizi İfade Biçiminiz

            Sabırsız,Saldırgan
Kolaylıkla sinirlenebilir,Patlayabilir
Ilımlı,Bocalayabilir
Hemen Kızmaz,Mantıklı Yaklaşım
Çalışma Tarzınız
Yoğun,Hızlı,Birkaç İş Bir Arada
Özgürlüğü Sever,İnsan ilişkileri Önemli
Rahat,İşbirlikçi,Yardıma İstekli
Ayrıntıya dikkat,Bir Seferde Bir Konu
Ofis Ortamınız
Öncelik Sırasına Göre Düzenlenmiş,Planlı
İlginç Şeyler,Ufak Elektronik Eşyalar
Duygusal Hatıralar
Başvuru Materyali yakınında,Çok Sayıda Evrak Yığını
Çalışma Temponuz
Hızlı Değişimi Sever
Daha Hızlı,Kolay Sıkılır,Ber Konudan Diğerine Geçer
Nadiren Aceleci,Baskıyı Sevmez
Yöntemsel,Düzenli,İş Akışı
Sevmedikleriniz
Zaman İsrafı
Tekerleği Yeniden Keşfetmek
Çatışma
Yanılmak

Gurup İçi Rolünüz
Lider Yönetme İhtiyacı
Ahenk Sağlayıcı İlgi Merkezi Olma  İhtiyacı
Uzlaştırıcı,Guruba Dahil Olma İhtiyacı
Bilgi Sağlayıcı,Odaklaşma ve Yön İhtiyacı
Takdir Edilmek İsteğiniz,Özellik
Verimliliğim   
Katkılarım
Katılımım
İşimin Kalitesi

Tercih Ettiğiniz Ödül
Güç    
Takdir
Onay  

Sorumluluk

Toplam
Toplam
Toplam
Toplam
            



(Serbest çağrışım yaptı)... Cem Karaca'ya rahmetle ...

  


Cem Karaca : sen seni bil sen seni...


31 Aralık 2018 Pazartesi

DİLLER VE DİLEKLER ...

YENİ YIL HOŞ GELİR Mİ Kİ ?



Mevlana anlatır ki;..
Vakt-i zamanın birinde biri Türk Biri Acem biri Arap biride Rum ,dört fakir arkadaş beraber yolculuğa çıkmışlar.Yolculuk sırasında ellerinde ne var ne yoksa harcamışlar, tüm paraları tükenmiş.Açlık ve yorgunluğun etkisiyle bir meydanda birbirlerine yaslanarak oturup kalmışlar.Onların halini gören bir hayırsever hallerine acımış önlerine  bir altın lira atmış.Garipler pek sevinmişler altın liraya.
Türk olan hemen atılmış bu paraya üzüm alalım demiş.bu sıcak havada yorgunluğun da üzerine pek güzel gider
Arap yüzünü buruşturmuş yok demiş ineb alalım ben inep isterim.
Ne o , ne bu demiş Acem ben engür istiyorum.En güzeli engür.
Rum öne çıkıp kabarmış.Yook öyle yağma demiş bu paraya istafil alınacak.
Yok istafildi yok engürdü ineb di üzümdü derken dört arkadaş birbirlerine girmişler.
Bunların tekme tokat birbirlerine girdiğini gören ahali koşmuş ayırmış,bir yandan da dertlerini sormuşlar.Bunlar nefes nefese birbirlerinin sözünü keserek öbürünü arkaya itip öne çıkarak dertlerini anlatmışlar.
Hali tavrından okumuş yazmış olduğu belli bir adam” tamam” demiş “siz kavga etmeyin ,ben hepinizin istediklerini alıp geliyorum hemen”.
Altın lirayı ellerinden alıp şaşkın şaşkın arkasından bakakalan arkadaşların yanından ayrılıp ortadan kaybolmuş
Lakin biraz sonra bir sepet üzümle geri dönüp dört arkadaşın ortasına  boşaltmış sepeti.
Alın demiş doya doya yiyin.
Dört arkadaş bakakalmışlar , meğer hepsinin de kendi dilince istediği üzüm değil miymiş!

***


Takvimde ki son yaprak koparılmak için saatleri sayıyor artık.Tüm dünya heyecanla yeni bir yılı daha karşılamaya hazırlanıyor.İstekler dilekler umutlar sıralanıyor,hayal kırıklıkları başarısızlıklar,mutsuzlukların geride kalmış olması umut ediliyor.
Farkında mısınız dili,dini ,rengi, ülkesi fark etmeden insanlık yeni yılı benzer dileklerle karşılıyor.
İnsan onuruna yaraşır hayat şartlarında yaşamayı diliyor.Emek vereceği işinden kazandığı ekmeği sıcak yuvasına güvenle götürmek istiyor.
Saygı görmek istiyor,.Haksızlığa uğramasın ,sevilsin sevmeye değer insanlar olsun etrafında istiyor.Savaşlar olmasın yıkımlar yaşanmasın,çocuklar gülebilsin,anneler ağlamasın,gençler hayatının baharında umut dolu planlar yapabilsinler geleceğe dair diyor.



Peki herkes benzer dileklerde buluşurken bunca acı savaş yıkım nereden çıkıyor ? Neden bitmiyor ?

Çözüm birbirine kulak vermekten geçiyor.Anlamaktan, dinlemekten, ortak paydalarda buluşmak için gerektiğinde ödün vermekten, empati yapmaktan geçiyor.
İnsanlık olarak söylüyoruz ! dinlemiyoruz ! Anlatıyoruz,anlamaya çalışmıyoruz...
Anlaşılmanın yolunun karşıdakini anlamaktan geçtiğinin farkında değiliz. 

Aslında Dünya tüm ihtiyaçlarımızı karşılayacak kadar zenginken,hırslarımızla fakirleştiriyoruz.
Halbuki birbirimize bir kulak versek, aynı şeyleri farklı dillerle söylediğimizi fark edeceğiz.

Ah bir kulak versek birbirimize ! …