26 Temmuz 2017 Çarşamba

NEDEN ETKİLİ İLETİŞİM,




Vakti zamanında hükümdarın biri korkunç bir rüya görmüş.Dehşet içinde uyanır uyanmaz müneccim başının huzuruna gelmesini emir buyurmuş.Biraz sonra müneccim başı huzurda hükümdarın rüyasını dinlemekteymiş.Hükümdar anlattıkça retken renge girmiş müneccim başı.Hükümdar rüyasını anlatmayı bitirince de titreyerek dizlerinin üzerine çökmüş ve “sultanım çok kötü ,maalesef çok kötü” diye inlemiş.Hükümdar gürlemiş
-Tez bu rüyayı tabir edesin.
Çaresiz müneccim başı “Sultanım demiş,maalesef çok yakında ailenizden herkes ölecek bir tek siz sağ kalacaksınız”.
Hükümdarın gözlerinden ateş fışkırmış
-Tez bunun kellesini vurun.
Müneccim başının kanlı cesedi salondan çıkarılırken ,hükümdar başka bir müneccim getirilmesini emir buyurmuş.
Biraz sonra hükümdarın karşısında müneccim başının yardımcısı rüyayı dinlemekteymiş
Dinledikçe yüzüne kocaman bir gülümseme yayılmış.

16 Temmuz 2017 Pazar

DEDİKODU : TAMAM YAPTIM, AMA Bİ SOR, NİYE YAPTIM ?

     
 

Peki acaba  neden dedikodu yapıyoruz ?
          Aslında daha çok kendi defolarımız örtmek ,yetersizliklerimizi gizlemek, komplekslerimizi tatmin etmek için olmasın?
        ‘’Ayy görgüsüz  Kezban, o elbiseyle o ayakkabı giyilir mi ‘’diyen Yeşim aslında kendisini moda otoritesi ilan ederek , muhtemel  moda eleştirilerini,  kendince bertaraf etmeye çalışıyor olabilir mi ?
         ‘’Ay şekerim Allah çirkin şansı versin .Bir Hande’ye bak birde kocasına.O adam o kadını nasıl almış ?’’ diyen Yasemin acaba şunu mu demek istiyor satır arasında ?  (aah ah şu Hande kadar olamadım.Aslında ben daha güzelim , o kocaya ben layıktım ama ne yaparsın olmadı işte)Yüksek sesle dile getiremediği içsesini böyle mi dillendiriyor.
          ‘’Ayol o boy bende olsaydı, bende o topukluları giyseydim , tabi bende bölüm şefi olurdum’’ diyen Selda ‘’ne yapayım mesleki olarak yetersizim de ondan yükselemiyorum’’ diyemeyeceği  için kendisini böyle mi  tatmin ediyor.
            ‘’Peh işte sonradan görme ne olacak, almış nohut kadar tektaşı, gözümüze ,gözümüze sokuyor o el hep havada ‘’diyen Mine iç geçirip “ah bende de olsa! ‘’diyemediği için mi böyle söylüyor.
         ‘’İnek o zaten oğlum , hem Hoca’ya o kadar yalakalık yapsaydım, asistanlığı ben kapardım ‘’diyen Sedat ‘’ ne yapayım bilardo salonlarında ,cafelerde vakit öldürdüğüm için not ortalamam kötü ,yeterince okuyup çalışmadığım içinde akademik başarım yetersiz’’  diyemediği için kendini böyle mi savunuyor
          ‘’Ayol beceriksiz o kadın bi kısır yapmış çamur gibi,börek te yanmıştı zaten ‘’diyen Emin’anım en’’ becerikli benim ! ’’ , ‘’Pasaklı kadın nolcak’’ diyen Şerife’’ en temiz benim’’ !! mi ! diyor acaba?
          ‘’Ekranda gördüğü oyuncuya ‘’ o boyaları ben sürsem o estetikleri ben yapsam ondan daha güzel olurdum’’ diyen Ayşa’nım  elbette biliyor öyle olamayacağını ama işte ‘’aslında ben de güzelim ‘’ demenin farklı bir yöntemini deniyor .

12 Temmuz 2017 Çarşamba

ŞAHİN ? KANARYA ? LEYLEK ?GÜVERCİN ? Hangisi Sensin ?

       İLETİŞİM  PROFİLLERİ


Etrafımızda beraber yaşadığımız, bir şekilde iletişime geçtiğimiz onlarca insanla, günün değişik evrelerinde beraber oluruz.Bu insanların yaşam tarzları, ekonomik durumları ,eğitim profilleri ,siyasi görüşleri farklı farklı olduğu gibi ,doğuştan gelen karakter özellikleri de farklıdır.Bu özellikler, kişilerin beğenilerine ,becerilerine ,duygularını iletme şekillerine, iletişim biçimlerine yansır.
Kişiler arası kırgınlıklara,üzüntülere ,sürtüşmelere yol açan  iletişim kopukluğunun ,çoğunlukla yanlış anlaşılmaktan  ve kişilerin olaylara farklı bakış tarzından,verdikleri farklı tepkilerden kaynaklandığını görürüz.
            Yaşamlarının tüm dönemlerinde kişiler kendilerini hayatın merkezine yerleştirerek egosantrik bir bakış açısıyla herkesin aynı tepkileri vermesini ,olaylara aynı yönden bakmasını ,hoşlanıp hoşlanmamasını aynı tarz ve tempoda çalışmasını bekler.
İnsanlar , diğerlerinin farklı olduğu alanları bilmediği gibi aslında tam olarak kendisinin de eksilerinin artılarının farkında değildir. İşte ortak alanlarda  beraber yaşamak, beraber çalışmak durumunda kalan ,birbirinde bu denli farklı özelliklere sahip insanlar arasındaki iletişim çatışmalarının kopukluklarının yaşanması zaman ,zaman kaçınılmaz hale gelir.
Bunu aşmanın yolu, önce kendimiz tanımak ,sonra çevremizdeki insanları tanımak için çaba göstermek ve empati yapmayı öğrenmekten geçer.
Geçen hafta, kişilik guruplarının   belirgin özelliklerini tanıyarak başladığımız konuya, bu hafta bu guruplardakilerin, iletişim profilinin  nasıl olması gerektiği ile devam ediyoruz

***
ŞAHİNLER
Şahin gurubu duygularını açmakta zorlanan kimselerdir.Çocuklarını uyurken seven, eşlerine sevdiklerini söyleyemeyen kimseler genellikle şahin gurubudur.Her şeyin en kalitelisini alan marka ürünleri yeğleyen şahinler beden dillerini etkin bir şekilde kullanarak öfke kızgınlık hoşlanmama gibi duygularını kolayca dışa yansıtırlar.Normal sınırlar içinde kaldıkça sorun oluşturmayacak davranışlar ,kontrolden çıktığında soruna dönüşür

7 Temmuz 2017 Cuma

DİKKAT GÜVENSİZ BÖLGE DEDİKODULU ALAN !!




Vakti zamanın birinde bedevinin birinin  bir atı varmış çöl renginde, başka da bir şeyi yokmuş.Bedevi atına atladı mıydı uçarmış, çöllerde rüzgar gibi, hayretle açılan gözlerin önünde gururla.Yok yok teşbih değil uçması ,gerçekten uçtuğunu görürlermiş o atıyla giderken bakanlar .Çöl rengindeymiş ya at o yüzden ,onu göremez üstünde  giden bedevinin uçarak gittiğini zannedermiş ilk defa görenler.Atın namı dilden dile ,ilden ile söylenir olmuş.Taliplileri çok olmuş çöl rengi atın.Niye beyler,Paşalar ,zengin tüccarlar, beyzadeler,mirasyediler çil çil ,kese kese altın gümüş teklif etmişte razı edememiş bedeviyi atını satmaya.
Ama bir bey fena takmış kafayı ata, neye bedel olursa olsun sahip olmayı kafasına koymuş.Atı getiren benden ne dilerse dilesin diye fısıldamış etrafındakilere.Yanında çalışan üçkağıtçı kahya ,varmış beyin huzuruna ,”ben getiririm beyim” demiş,siz altın keselerini hazırlayın.
Çöle açılmış bedevi her zamanki güzergahında uçarken, pardon ! giderken uzakta yerde hareketsiz  yatan bir karaltı görmüş, altın renkli kumlar arasında.Yaklaşmış atını durdurup inmiş, yardım etmek için, çölde kalmış yolcuya .Meğer yerde hareketsiz yatan üç kağıtçı kahya değil miymiş? Atladığı gibi atın üzerine, yel olup esmiş ,kuş olup uçmuş.Arkasından bağırıyormuş zavallı bedevi
            Ey hilekar !! al atım senin olsun .ama ne olur nasıl aldığını kimseye söyleme .Eğer anlatırsan dilden dile yayılır da, bir daha kimse çölde kalmış bir yolcuya yardım etmek için atından inmez.Güven bir kez kayboldu muydu bir daha da gelmez!!.

            Güvensiz bölgelerde yaşıyoruz artık ,önünde güvenlikçilerin dikildiği plazalarda ,havuzlu sitelerde ,retina okuyucudan  geçerek  girilen holdinglerde  işyerlerinde ,xry cihazlı avm lerde , okullarda, metro istasyonlarında ,havaalanlarında yada mütevazi evlerimizde, apartman dairelerimizde,küçük esnaf dükkanlarımızda  …Ne sağlayacak artık güvenliğimizi,kim koruyacak bizleri.
             Yok, Yok kapkaççılardan, eli bıçaklı manyaklardan, kendini patlatmaya kalkacak gözü kara ,eli kanlı terörist katillerden değil.
            Komşumuzdan, iş arkadaşımızdan, öğrencimizden gelinimizden , kayınvalidemizden, sabah selamlaşarak içeri girdiğimiz bitişik esnaftan  , ya da tüm bu kişileri  bizden .