12 Ağustos 2018 Pazar

RYTHM 0 DENEYİ VEYA KÖTÜLÜĞÜN ÇAĞRISI



23 yaşında siyah kısa saçlı genç bir kadın bir sanat galerisinde dimdik ayakta duruyor. Önünde bir masa ve masanın üstünde bıçaktan güle, bir bardak sudan bir çift ayakkabıya kadar değişen 76 farklı obje. Bir kağıtta genç kadının imzalı beyanı.
-Ben bir objeyim.6 saat boyunca bu masadaki objelerle bana istediğiniz şeyi yapabilirsiniz. Öldürmek de dahil. Hukuki olarak sorumluluğu üzerime alıyorum.
Bu kişi performans sanatçısı  Belgrad doğumlu  Marina Abromoviç. Performansın  amacı, insan vücudunun ve seyircilerin sınırlarını görmek,Performansın adı ise Rythm 0 idi .Performans sanatı tiyatro ,konser vb diğer sanatlardan farklı olarak seyirciyi de işin içine katan etkileşime yönelik bir sanat icrası.Ve bu performans olarak başlayan olay bir süre sonra hiç planlanmadık bir yöne evrilecek ve sosyal bir deneye dönüşecekti.


Bir kısmı aileleri ile gelmiş , düzgün insanlardan oluşan seyirci gurubu ile işler ,başta oldukça iyi gidiyordu. Bazıları gelip sanatçıyla tokalaştı, bazısı eline gül tutuşturdu. Tebessümle sanatçıyı seyreden öpenlerden sonra işin seyrini değiştiren, bir seyircinin sanatçıya tokat atması oldu. Sanatçının tepki vermediğini gören topluluğun davranışları değişmeye başladı.Birisi su bardağındaki suyu sanatçının tepesinden aşağı döktü ,biri gülün dikenlerini batırdı.Sonra birisi kıyafetlerini makasla parçaladı.Sanatçının tepki vermemesiyle topluluğun davranışları giderek vahşileşti.Boynunu jiletle kesip kanını içen ,karnını bıçakla kesenler oldu.Dolu silahı eline tutuşturup boynuna dayayarak parmağını tetiğe yerleştiren birine görevliler müdahale etmek zorunda kaldı.


Çığırından çıkan topluluk sanatçıyı taciz etme işini o kadar ileriye götürdü ki tecavüz etmeye kalkıştılar.Tüm bu olaylar sırasında erkek seyircileri kadınlar da yönlendiriyordu.Gözünden yaşlar ,yaralarından kanlar akan kadını seyirciler oradan oraya sürüklüyorlardı.Olanlardan rahatsız olan bir gurup insan eylemsiz kalmayı tercih etti.
En sonunda topluluktan bir kadın öne atılıp sanatçıya sarılarak öptü gözyaşlarını sildi. Onun harekete geçmesiyle rahatsız olan guruptaki seyirciler yardım etmeye başladılar. Kıyafetlerini bulup üstünü örttüler,yaralarını silip yara bandı yapıştırdılar.Ağzına sigara yakıp verdiler.Su içirdiler.



6 saatin sonunda sanatçının hareket etmesiyle beraber seyirciler dehşet içinde kaçıştı. Performansın sonunda Abromoviç söyle diyecekti;
-Otele geldiğimde saat gece ikiydi. Aynada kendime baktım. Dağılmıştım,saçlarımdan bir tutam beyazlamıştı. Benim hareket ettiğimi ,canlı olduğumu gören insanlar kaçıştı,benimle yüzleşmeye cesaret edemedi.


Sosyal deneye dönüşen bu performans gösterisinde yaşananlar çok konuşuldu. Sanat gösterisine geldiklerine göre belli bir sosyo -kültürel seviyeye sahip oldukları anlaşılan,yanlarında eşleriyle gelmiş,düzgün görünümlü, sıradan insanların topluluk psikolojisiyle nasıl da vahşileşebileceklerini uygulamalı olarak görmek uzmanları dehşete düşürdü.Aslında bu ,özellikle İkinci Dünya savaşında,sıradan  insanların nasıl ve neden vahşileştiklerini anlamaya yönelik sosyal deneyler yapan Milgram, Solomon Asch ve Zimbardo deneylerini destekleyen bir sosyal deneye dönüşen, performans sanatı icrasıydı.

Kendilerinden güçsüz ve savunmasız insanlara karşı herhangi bir yasak ve yaptırım söz konusu olmadığı zamanlarda kitle psikolojisiyle insanların normal zamanda cesaret edemedikleri eylemleri yapabilmeleri miydi olan , yoksa kendilerinin bile farkında olmadıklar vahşet içgüdülerinin çağrısına boyun eğmeleri miydi? Yada  topluluktan farklı hareket ettikleri zaman vahşet eylemlerinin kendilerine de yöneleceği endişesi miydi ? Yoksa kıyısından köşesinden bulaştığı şiddet eylemlerinin toplam boyutunun yanında kendi eylemlerinin sorumluluğunu az görmeleri miydi ? Ya da sonunda yaptırım olmayan eylemleri suç olarak görmemeleri mi? Kim bilir, belki de hepsi…
Bir ansan hiç tanımadığı birisine sırf yapabiliyor !  diye neden zarar verir? Acı çekmesinden nasıl zevk alır? En ufak bir direniş karşısında birey olarak  aslında korkup kaçacakken, toplulukla nasıl bir kahraman kesilir ? Neden insanlar kötülüğe engel olmaya çekinir ?






***

6 Ağustos 2018 Pazartesi

TEK DOĞRU BİZ MİYİZ ? (Etkili iletişim )



İmtiyaz-ı sabit ü seyyarı müşkildir hayal
Zanneder keşti-nişinan sahil-i derya yürür
                                                               Koca Ragıp Paşa

Şair burada diyor ki; yerinde duranlarla hareket edenleri ayırmak her zaman  kolay iş değildir.Zira gemi hareket edince ,geminin içindekiler sahilin yürüdüğünü zanneder.

(Şiirle arası pek de parlak olmayan,hatta baştan sona bir şiir kitabı bile bitirememiş biri olarak bercestelere bayılırım. İki satırla o kadar çok şey anlatır ki…Lütfen şu iki satırı yüksek sesle okuyun ve kulağa gelen kendi  sesinizin tınısını dinleyin.)

***

İletişimi en yalın haliyle anlatacak olursak ; iki birim  arasındaki, birbiriyle ilişkili  mesaj alışverişidir diyebiliriz.

Şöyle bir şey  ; Gönderici (kaynak)è mesaj è kanal è  alıcı  è
                                                ç==== geri bildirim ç=======

İletişimde kaynaktan gelen mesajı alır, kodlar ve açarız.Yani yorumlarız.Her iletişimde yorumlama vardır.Kişiler yorumlarken kişisel özellikler ,kültürel birikim ve inanç önemli rol oynar.İnsanlar  mesajı olduğu gibi değil olmasını istediği gibi alırlar.Gördüğü gibi değil görmek istediği gibi kabul ederler.Tecrübe dediğimiz şey geçmiş deneyimlerimizden elde ettiğimiz mesajların kıyaslanmasıdır.Ve iletişimin önündeki büyük bir engele dönüşebilir,yeni bilgilere ,yeni deneyimlere baştan duvar örebilir.
Kişi genellikle kendini yormayacak,ezberini bozmayacak iletileri almayı tercih eder.Bu da kişisel bir konfor dairesi sağlar.Yani aslında hepimizin kafasında bilgileri  seçen,filtreleyen ve tasnif eden bir editör vardır.Aynı olayları birbirine taban tabana zıt bir şekilde yorumlayan kimseler bunu en net şekilde gösterir.
Kişisel dostluklarda da bunu görürüz. İnsanlar kendilerini yormayacak, kestirilebilir davranışlara sahip ve benzer özellikler taşıyan kişilerle dost olmayı tercih eder.Bu aslında konforlu görünürken insanın iletişim becerilerini zayıflatır.Kültürel zenginleşmeyi sekteye uğratır.İnsanın kendi benzerlerinden alacağı şeyler sınırlıdır ve sadece ezberlerini pekiştirmeye yarar.
Bilgi edinmekte de aynı durum geçerlidir. İnsanlar genellikle kendi inanç ve düşünce yapısına sahip kaynaklardan bilgi edinmeyi seçerken, düşünce konforundan ödün vermezler.Böylelikle de öğrenme ,inceleme,kıyaslama zahmetine girmeden tek tarz beslenmeyi tercih ederler.Sonuçta da hazmedilmemiş  depolanmış bir bilgi yığını elde edilir.Düşünülmüş değil ezberlenmiş bilgiler ,fikir kılığında  seslendirilir.Kof  içi boş cümleler tekrar tekrar söylenmekten öteye geçemez.
İnsan kararının , düşüncesinin ve seçimlerinin doğru olduğunu onaylayacak iletileri  tercih eder.Bu onda algıda seçicilik  oluşturur.
Mesela bir araba almaya karar verdiniz, araştırdınız ve bütçenize göre bir araba aldınız .Ve mesele bitti değil mi? İşte algıda seçicilik ondan sonra da devam eder.Artık aldığınız araba markasını yollarda daha çok görürsünüz.Arabanın yaygın servis ağı,fiyat –performans seviyesi,yakıt tüketiminin benzer türlere göre tasarruflu olması,malzeme kalitesi vs hakkındaki bilgiler daha çok kulağınıza gelmeye başlar.Reklamları daha fazla dikkatinizi çeker.Arkadaşlarınızla araba karşılaştırmalarına girersiniz. Zaten aldığınız bir araba hakkında bu kadar fazla zihinsel mesai yapmanızın sebebi,ne kadar doğru karar verdiğinizi onaylatma ve pekiştirme arzusundan kaynaklanır


***
Bercestemize dönecek olursak, Koca Ragıp Paşa diyor ki ;” etrafında gördüğün şeyler her zaman algıladığın gibi olmayabilir.Yanılıyor olabilirsin.Algılarına düşüncelerine güvenme.Elindeki verileri çeşitlendir”.

***

Hayatımızın her noktasında doğru karar vermek için kaynaklarımızı çeşitlendirmek gerekiyor.Ne kadar faklı kaynaklardan veri toplar ve analiz edersek o kadar doğru neticeler elde ederiz.
Farklı karakter yapısındaki,farklı dünya görüşündeki,farklı inanç sistemine sahip insanlarla kuracağımız dostluklar iletişim becerilerimizi geliştirecek,dünyamızı zenginleştirecek ve sorun çözme becerilerimizi arttıracaktır.
Benzer bilgi ve düşünceleri farklı şekillerde dile getiren on tane kanaldansa  farklı şeyler söyleyen beş tane kanaldan  elde edeceğimiz bilgi, analitik düşünme kabiliyetimizi arttıracak,daha isabetli teşhis yapmamıza imkan sağlayacak,daha  doğru  kararlar almamızı  kolaylaştıracaktır.
Hasılı kelam, bizden farklı insanlarla da arkadaşlık edelim,bizden farklı fikirlere de kulak verelim.Salt  hakikatin bizde olduğundan  ,mutlak ölçünün biz olduğundan o kadar da emin olmayalım.