15 Ekim 2015 Perşembe

AŞURE NELER SÖYLER





      Rivayet odur ki Nuh tufanından önce  bütün inananları yaptığı gemiye alan Hz. Nuh onların ihtiyaçları için çeşitli gıda maddelerini de depolar.Bütün hayvan cinslerinden birer çift te gemide kendilerine yer bulur.Vakti zamanı gelir, yerden sular kaynar ,gök adeta delinir yere iner. Göz gözü görmez olur ,fırtına günlerce sürer, bir avuç insan nereye gittiğini görmeden ne zaman biteceğini bilmeden, günlerce yol alırlar.Gel zaman git zaman fırtına diner, yağmurlar kesilir, güneş gülen yüzünü gösterir ve gemi ağrı dağına demirler.İnananlar şükürle karaya ayak basarlar. Kalan erzakları indirirler, yemek vaktine hazırlık için .İki  avuç buğday kalmıştır, bir avuç nohut, bir avuç fasulye. Çömleğin dibinde belki biraz bal veya pekmez ,birer parça fındık,üzüm kayısı ceviz vs..vs..
      Hz. Nuh tüm bu yiyecekleri toplar bereketli elleriyle bir aş pişirir lezzetli mi lezzetli.Bu hadise Muharrem ayının on’una denk geldiği içinde adına arapça 10 demek olan  (aşera)  denir ve zamanla aşure olur bu güzel yemeğin adı.
      Kaç uygarlığın toplamıdır Anadolu .Kaç milletin birikimidir .Bu birikimden kaynaklı  ne çok, ne güzel geleneklerimiz var ,aşure gibi dostluğu, sevgiyi ,yardımlaşmayı, paylaşmayı anlatan.,
      Kendimize benzeyenlerle arkadaşlık etmek, dostluk kurmak ne kadar kolay ve konforlu.Ama bize ne katıyor? Bize benzeyen, kendisinde bizi tekrarlayanlar…
      Aşure normal şartlarda beraber düşünemeyeceğimiz  beraber pişirmeyeceğimiz gıdaların toplamı olduğu için bu denli lezzetli değimli.Fasulye ile şekeri ,nohutla kayısıyı ,üzümle buğdayı yan yana düşünmeyiz pek ama bir araya gelince ne muazzam bir birliktelik oluyor. Anadolu gibi
      Sadece tek çeşit veya iki çeşitle yakalanabilir mi bu aroma.Ayırmamak gerekli nohutu, fasulyeyi ,buğdayı, narı, üzümü, kayısıyı, cevizi ki aşure olsun.Ayırmamalı Türk’ü ,Kürd’ü Alevi’yi, Çerkez’i, Laz’ı, Ermeni’yi ,Rum’u ki Anadolu olsun
     Benzetmek için uğraşıyoruz var gücümüzle insanları kendimize .Ayrı yaratmış ise yaradan gerek var mı benzetmeye çalışmaya birbirine .Aşureyi robottan geçirsek mikserle iyice yedirsek birbirine aşure diye bir şey kalır mı? Gerek var mı buna. Nohut nohut olarak kalmalı, fasulye fasulye olarak ama her biri vermeli ki tadını ,aromasını birbiriyle zenginleşsin
      Bereket demektir aşure .Bir avuç buğday,bir avuç fasulye,nohuttan kazan dolusu aşure çıkar,Ama şekerle birleşmeli  iyice kaynamalı dır ki o ayrı ayrı malzemeler bir olsun birbirinde çoğalsın ,Anadolu’yu bizi bir arda tutan ,tutacak olan sevgi gibi ,saygı gibi.
     Yalnız yenen aşure lezzetinden ne çok şey kaybeder.O ancak konu komşu ,akraba dostla paylaşılınca aşure olur gerçek anlamıyla.Anadolu’da komşuya götürülen aşure tabağı yıkanmaz ve boş geri verilir her zamanki alışkanlığın aksine .Karşılıksız  vermenin, beklentisiz olmanın adıdır aşure.
     Aşure Anadolu’nun ruhudur ,özüdür, anlamıdır, zenginliğidir. Dünyanın ihtiyacı varken bu zenginliğe biz nelerle uğraşıyoruz ya rabbi…
    


    (Yeniden ateşten günlerden geçiyor güzel yurdumun güzel insanları.Eski ve çok kötü bir filmi yeni figüranlarla  yeniden, yeniden izliyoruz.Ve her seferinde daha çok acıtıyor,can yakıyor.Güzellikleri değil acıları paylaşır olduk.Dileğimiz bu günlerin tez zamanda geçip hatırlanmamak , geri gelmemek üzere tarih olması.Daha önceki Aşure yazımı yeniden paylaşıyorum.Bu güzel geleneğimizin güzellikleriyle Muharrem ayının bereketi ve rahmetiyle gelmesini dileyerek.)