16 Temmuz 2017 Pazar

DEDİKODU : TAMAM YAPTIM, AMA Bİ SOR, NİYE YAPTIM ?

     
 

Peki acaba  neden dedikodu yapıyoruz ?
          Aslında daha çok kendi defolarımız örtmek ,yetersizliklerimizi gizlemek, komplekslerimizi tatmin etmek için olmasın?
        ‘’Ayy görgüsüz  Kezban, o elbiseyle o ayakkabı giyilir mi ‘’diyen Yeşim aslında kendisini moda otoritesi ilan ederek , muhtemel  moda eleştirilerini,  kendince bertaraf etmeye çalışıyor olabilir mi ?
         ‘’Ay şekerim Allah çirkin şansı versin .Bir Hande’ye bak birde kocasına.O adam o kadını nasıl almış ?’’ diyen Yasemin acaba şunu mu demek istiyor satır arasında ?  (aah ah şu Hande kadar olamadım.Aslında ben daha güzelim , o kocaya ben layıktım ama ne yaparsın olmadı işte)Yüksek sesle dile getiremediği içsesini böyle mi dillendiriyor.
          ‘’Ayol o boy bende olsaydı, bende o topukluları giyseydim , tabi bende bölüm şefi olurdum’’ diyen Selda ‘’ne yapayım mesleki olarak yetersizim de ondan yükselemiyorum’’ diyemeyeceği  için kendisini böyle mi  tatmin ediyor.
            ‘’Peh işte sonradan görme ne olacak, almış nohut kadar tektaşı, gözümüze ,gözümüze sokuyor o el hep havada ‘’diyen Mine iç geçirip “ah bende de olsa! ‘’diyemediği için mi böyle söylüyor.
         ‘’İnek o zaten oğlum , hem Hoca’ya o kadar yalakalık yapsaydım, asistanlığı ben kapardım ‘’diyen Sedat ‘’ ne yapayım bilardo salonlarında ,cafelerde vakit öldürdüğüm için not ortalamam kötü ,yeterince okuyup çalışmadığım içinde akademik başarım yetersiz’’  diyemediği için kendini böyle mi savunuyor
          ‘’Ayol beceriksiz o kadın bi kısır yapmış çamur gibi,börek te yanmıştı zaten ‘’diyen Emin’anım en’’ becerikli benim ! ’’ , ‘’Pasaklı kadın nolcak’’ diyen Şerife’’ en temiz benim’’ !! mi ! diyor acaba?
          ‘’Ekranda gördüğü oyuncuya ‘’ o boyaları ben sürsem o estetikleri ben yapsam ondan daha güzel olurdum’’ diyen Ayşa’nım  elbette biliyor öyle olamayacağını ama işte ‘’aslında ben de güzelim ‘’ demenin farklı bir yöntemini deniyor .

***
           En güzel ,en zeki,en çalışkan,en yetenekli ,en başarılı benim diyemeyen ev kadınları,iş kadınları,oyuncular,memurlar,akademisyenler,öğrenciler  ,iş arkadaşının ,apartman komşusunun,okul arkadaşının,akrabasının yada hiç tanımadığı diğer insanların omuzları üstüne çıkarak ,sırtına basarak ,ayaklarını çiğneyerek,arkaya iteleyerek kalabalıklara el sallıyor, sağa sola haykırıyor.
           Bana bakın!! ben buradayım ,!! ben zekiyim,!! ben güzelim,!! ben başarılıyım,!! ben yetenekliyim,!! ben buradayım !! bana bakın !! bana bakın !!  diyerek.
            ***
          ‘’Yoook öyle değil ben mağdur oldum zarar gördüm Ali , Ayşe, Pelin ,Serdar ,Sinem ,tarafından’’ diyorsan insanı insan yapan söz ve beden diliyle iletişim kurabilmesi ,meramını anlatabilmesi ,hakkını arayabilmesi değil mi ? .Gizli ,gizli arkadan  iş göreceğin, pusuya yatacağın,sinsi sinsi  elini ağzına yarım kapayıp’’ aman kimse duymasın’’ diyeceğin yerde mertçe çık hakkını savun ,başarı için mücadele et ,çalış kazan ya da ona buna çamur atma, elinde ki ile yetinmeyi öğren, defolarını tamir et.
            ***
            Ama ama o kusurlar ,ayıplar ,yetersizlikler gerçekten o kişide var.
Ee zaten bunları dile getirmek dedikodu.Olmasa birde iftira olacak.
Kadim bilgi  dedikodu etmeyi ,”Ölü eti çiğnemek”  olarak,tanımlarmış  .
Iyy ne iğrenç !!  değil mi ?
Neden  acaba, böyle tanımlanmış ? Neden bu kadar irkiltici bir metafor kullanılmış ?
Çünkü ölu savunmasızdır ,kendisine yapılanlara karşılık veremez.Çünkü ölü muhteremdir, her türlü saldırıdan korunmuştur.Çünkü ölüye yapılan her türlü fiziksel saldırı bir çeşit sapkınlıktır.
Peki o anda orada bulunmadığı için korunmasız kalan ,kendini koruma şansı olmayan  kişinin ölüden ne farkı var? Orada hazır olsaydı kendisini  savunacak,  koruyacaktı.Ama biz orada olamadığı anı bekledik dedikodu için Demek ki o anda savunmasız durumdaki,manevi anlamda ölü olan ” o” kişinin , şahsı manevisine yapılan saldırılarda bir çeşit nevrotik bir vaka.

            ***
            Birde dedikodudan “kaçınanlar”  var, asla dedikodu yapmam diyenler.’’Ayy ben onun nelerini  biliyorum da ,dedikodu olmasın diye söylemiyorum’’ diyenler..
 Kardeş keşke dedikodu yapsaydın da bu lafı demeseydin!.Deseydin ne diyecektin Zevksiz mi, ? görgüsüz mü ? yoksa beceriksiz mi ?.Ya şimdi; o kinayenin arkasına kaç soru işareti taktın farkında mısın ?.Acaba hırsız mı? Namussuzluk mu yapıyor? Yalan mı söylüyor? Eşini mi aldatıyor ? ????
***


            Programlar yapılıyor tv lerde ,anlı şanlı sanatçılarımız, gazetecilerimiz, bir masanın etrafında dünyanın en önemli (!) ve ciddi (!) işini yapıyorlar .Magazin .Her gün birkaç  ünlü yatırılıyor teşrih masasına ,enine boyuna inceleniyor.Görüşler alınıyor ,uzun ,uzun analizler yapılıyor, davranış bilimcilere taç çıkartırcasına
            Eee bizim neyimiz eksik onlardan, bizimde kendimizce” ünlülerimiz (!), en (!) lerimiz yok mu ? işyerimizde mahallemizde. Haydi bakalım; bizde toplanalım fiskos sehpalarımızın ,kafeterya masalarımızın başına ; Artık Allah ne verdiyse ,aklımıza kim geldiyse
            Bilelim ki hayatta kınadığımız , asla yapmam dediklerimizin çoğunu, hayat ensemizden tutup, burnumuzu sürte ,sürte yaptırıyor.Yani eskilerin “kınadığını yaşamadan ölmezsin “ dediği gibi.
            İnsanız hepimiz !! eksiklerimiz kusurlarımız defolarımız var .Benim, senin, hepimizin .Mutsuz olduğumuz anlar da oluyor ,başarısız olduğumuz zamanlar da .İhanete uğradığımız da oluyor ,elimizden sevgiyle tutanımız  da .
            İnsanız biz .Eksiksiz ,noksansız, kusursuz olduğumuz için değerli değiliz, kusurlarımızı fark edip düzeltebildiğimiz için, değişebildiğimiz ,evrilebildiğimiz ,gelişebildiğimiz için değerliyiz.Bizi değerli yapan bu potansiyelimiz.
            Lütfen kendi değerimizin farkında olalım ,başkalarının üstünden kendimizi değerli kılma çabalarına da boşverelim!!


12 Temmuz 2017 Çarşamba

ŞAHİN ? KANARYA ? LEYLEK ?GÜVERCİN ? Hangisi Sensin ?

       İLETİŞİM  PROFİLLERİ


Etrafımızda beraber yaşadığımız, bir şekilde iletişime geçtiğimiz onlarca insanla, günün değişik evrelerinde beraber oluruz.Bu insanların yaşam tarzları, ekonomik durumları ,eğitim profilleri ,siyasi görüşleri farklı farklı olduğu gibi ,doğuştan gelen karakter özellikleri de farklıdır.Bu özellikler, kişilerin beğenilerine ,becerilerine ,duygularını iletme şekillerine, iletişim biçimlerine yansır.
Kişiler arası kırgınlıklara,üzüntülere ,sürtüşmelere yol açan  iletişim kopukluğunun ,çoğunlukla yanlış anlaşılmaktan  ve kişilerin olaylara farklı bakış tarzından,verdikleri farklı tepkilerden kaynaklandığını görürüz.
            Yaşamlarının tüm dönemlerinde kişiler kendilerini hayatın merkezine yerleştirerek egosantrik bir bakış açısıyla herkesin aynı tepkileri vermesini ,olaylara aynı yönden bakmasını ,hoşlanıp hoşlanmamasını aynı tarz ve tempoda çalışmasını bekler.
İnsanlar , diğerlerinin farklı olduğu alanları bilmediği gibi aslında tam olarak kendisinin de eksilerinin artılarının farkında değildir. İşte ortak alanlarda  beraber yaşamak, beraber çalışmak durumunda kalan ,birbirinde bu denli farklı özelliklere sahip insanlar arasındaki iletişim çatışmalarının kopukluklarının yaşanması zaman ,zaman kaçınılmaz hale gelir.
Bunu aşmanın yolu, önce kendimiz tanımak ,sonra çevremizdeki insanları tanımak için çaba göstermek ve empati yapmayı öğrenmekten geçer.
Geçen hafta, kişilik guruplarının   belirgin özelliklerini tanıyarak başladığımız konuya, bu hafta bu guruplardakilerin, iletişim profilinin  nasıl olması gerektiği ile devam ediyoruz

***
ŞAHİNLER
Şahin gurubu duygularını açmakta zorlanan kimselerdir.Çocuklarını uyurken seven, eşlerine sevdiklerini söyleyemeyen kimseler genellikle şahin gurubudur.Her şeyin en kalitelisini alan marka ürünleri yeğleyen şahinler beden dillerini etkin bir şekilde kullanarak öfke kızgınlık hoşlanmama gibi duygularını kolayca dışa yansıtırlar.Normal sınırlar içinde kaldıkça sorun oluşturmayacak davranışlar ,kontrolden çıktığında soruna dönüşür

Şahinlerin Dikkat Edeceği Noktalar

Kendileri dışındaki % 85-90 gibi büyük bir çoğunluğu oluşturan kişilerle ,sağlıklı iletişim kurmak için, şahinlerin bazı yönlerini kontrol altına alıp törpülemeleri gerekir,
-Şahinler öncelikler herkesin sizin gibi iş ve sonuç odaklı tez canlı hızlı ve aceleci olamayacaklarını kabul etmelisiniz
-Sınırları bilin çevrenize baskı kurmayın ve onlara karşı duyarlı olun
-Hep öne siz çıkmayın her işi siz yüklenmeyin ,her işe gönüllü olmayın
-Acele etmeyin gecikmelere karşı hoşgörülü olun
-Dinlemesini bilin, söz kesmeyin
-Biraz rahat olun
-Yaşamınızda zaman, zaman”esler” verin, kendinize ve yakınlarınıza zaman tanıyın
-İnsanların duygu ve düşüncelerini görmezden gelmeyin ,ihmal etmeyin
-Yaşamın sadece iş ve başarıdan ibaret olmadığını bilin , onu güzelleştiren farklı şeyleri de keşfedin
-Her zaman haklı olamayacağınızı kabul edin ,eleştirilere açık olun ve tartışmalar dan kaçının
-Her zaman yarışmak zorunda değilsiniz, evde ve işte, aslında takımın bir parçası olduğunuzu unutmayın
-Biraz sıcak ve sevecen olursanız karizmayı çizdirmezsiniz, korkmayın
-Ani çıkışlar yapmayın,ani kararlar vermeyin,hemen parlamayın,hep siz konuşmayın
-Her şeyin en iyisini istemeyin,rahatsızlık verecek kadar düzen takıntılı olmayın,hep en yukarda olacağım diye kırıp dökmeyin,Unutmayın yukarda rüzgar sert eser

Hemen geriye ne kaldı ? o zaman ben, ben olmaktan çıkarım diye düşünmeyin Korkmayın siz yine siz olarak kalacaksınız. Şimdi lütfen sizde olan olumsuz özellikleri tespit edin ve bunları yaşamınızı büsbütün alt üst etmeden önce, yavaş yavaş ve bilinçli bir biçimde, kendinize hoşgörülü davranarak ,kontrol altına alın.Böylece insanların sizden korkuları azalacak sevgileri artacak ve sevdiklerinizle çok daha fazla şey paylaşacaksınız.

Şahinlerle Nasıl İletişim Kuracağız ?

Mutlaka etrafınızda iş arkadaşlarınız ,aile fertleriniz, akrabalarınız arasında şahin karakterli kimseler  vardır.Unutmayın bu kimseler  bazı davranışlarının aşırı olduğunun ,bununda rahatsız edici olabileceğinin farkında değillerdir.Meseleyi kişisel algılamayın.
-Onlarla kısa ve etkili konuşun
-Sonuçlardan söz edin
-Ayrıntılardan sakının
-Dakik olun zamana uyun
-Canlı ve heyecanlı olun
-Denetimin onda olduğunu hissettirin
-Onu eleştirmeyin, tartışmayın
-Onu destekleyin,takdir edin, yada övün

***

KANARYALAR
Kanaryalara ait özelliklerin hepsinin, kişide olması gerekmez. Benzer özelliklerin çoğunlukta olması, yada bazı özelliklerin  baskın olması o kişinin kanarya gurubu olması için yeterlidir.Normal sınırlar dahilinde sorun olmayan bu özellikler, sağlıklı sınırların ötesine geçtiği zaman ,gerçeklerden kopuk,iş güç sahibi olamayıp aile sorumluluğu alamayan,yaşamın dışınd,a dağınık, psikolojik sorunları had safhada olan kişilikler ortaya çıkabilir
Kanaryaların Dikkat Edeceği Noktalar
Aslında çevrelerinde sevilen aranan çabuk kaynaşan kanaryalar daha çok sevilmeleri daha dengeli ilişki kurarak başarılı olmaları için nelere dikkat etmelidir

-Kanaryalar, dünyanın duygularla birlikte gerçeklerden de oluştuğunu bilmelisiniz
-Gerçeklere biraz daha önem verin,biraz daha iş odaklı olun
-Daha düzenli olun
-Hep siz öne çıkmayın, hep siz ilgi odağı olmaya çalışmayın
-Hep siz konuşmayın, biraz da etrafınızdakilere fırsat verin
-Zamanın çok kıymetli bir sermeye olduğunu unutmayın. Ayrıntılara daha fazla önem verin,başarıların ayrıntılarda olduğunu unutmayın
-Stres altında biraz sakin olun,hemen paniklemeyin
-Biraz sabırlı olun,her işe, her konuya hemen atlamayın, sakin olun
-Projelerinizi ,hayallerinizi, gerçeklerle ve bulunduğunuz konumla örtüştürün
-Yaşamı ve işinizi biraz daha ciddiye alın

Kanaryalarla Nasıl İletişim Kuracağız**
Etrafınızda, kanarya özelliklerine sahip kişilerle daha sağlıklı iletişim kurabilmek, daha iyi anlaşmak, paylaşmak istiyorsanız nelere dikkat etmelisiniz?
 -İlgi gösterin
-Alkışlayarak anlattıklarına gülerek onları takdir edin,onları küçümsemeyin,onları her durumda görün fark edin
-Onlarla birlikteyken  iyimser, canlı, heyecanlı olun, olumsuz enerji saçmayın.
-Onlarla bardağın dolu tarafını konuşun. Hemen iş konuşmaya başlamayın.Parlak ve sivri düşüncelerine, hayallerine değer verin önemseyin
-Sinirlendirmeyin ,eğer sinirlenirlerse ağlamalarına ve kendileriyle baş başa kalmalarına fırsat verin
-Düzensiz ve dağınık olmalarını maksatlı davranışlar olarak algılamayın ve onları hemen yargılamayın
-Onları bulundukları ortamın neşe kaynağı olarak görün ve onlara bu yönlerine uygun işler yaptırın.
***

LEYLEKLER
Toplumumuzun 5 50 İLA 60 ı leylek gurubu karaktere sahiptir.Ancak biz Türklerin iletişim profilinin mi buna yatkın olduğu, yoksa var olan yaşam koşullarının mı, bu kişileri böyle olmak zorunda bıraktığı, tam olarak bilinmiyor.

Leyleklerin Dikkat Edeceği Noktalar**
-Leylekler rakamlara ve belgelere daha çok önem verip duyguları göz ardı etmeyin
-Fazla ayrıntıdan kaçının herkesin sizin gibi ayrıntılara önem vermeyeceğini kabul edin
-Daha sıcak ve sosyal olun,iletişim duvarlarını biraz inceltin
-İlişkilerinizde çok kuralcı olmayın ,daha esnek ve hoş görülü olun
-İşinde yada ilişkilerinizde, sizin istediğiniz mükemmeliyeti ciddiyeti göstermeyenleri hemen silmeyin,onlar hakkında hemen olumsuz yargılara kapılmayın
-İş odaklı olmanın yanında, iş yapan insanları ve onların psikolojilerini ihmal etmeyin


Leyleklerle Nasıl İletişim Kuracağız**
-İletişimde olabildiğince açık olun.Neyi ne zaman yapacağınızı anlatın
-Lafı dolandırmayın,belirsiz,tutarsız mantıksız konuşmayın
-Ciddi ve duyarlı olun. Rahat ve gayri ciddi olmayın, önemsiz sohbetlere girmeyin
-Çok bilgi verin,ayrıntıları sorun,belge ve rakamlarla konuşun
-Hayallerden değil gerçeklerde söz edin

***

GÜVERCİNLER
Riske girme korkusu güvercinleri kararsızlığa iter.Kim zaman bu kararsızlık normal bir yaşam sürmelerini bile engelleyebilir
Bu kararsızlık aynı biçimde alışverişlerde de kendini gösterir.Bir şahinin hemen karar verip şusuna busuna bakmadan aldığı bir kıyafeti, leylekler epeyce bir araştırdıktan sonra en kalitelisini ,en hesaplı bir biçimde almayı başarırlar.Oysa aynı konu bir Güvercin için öyle kolay değildir. O mu Olsun bu mu olsun ? mavi mi olsun kırmızı mı olsun, derken karar veremezler ve büyük olasılıkla da almadan çıkıp giderler
Karasızlığın yanında hoşlanmadıkları bir konuda acele etmektir.Her işi yapalım ama acele etmeyelim ilkesiyle hareket ederler.Her şeyi son dakikaya bırakma huyları Şahin özelliklerine sahip kişiler için çekilmez bir durumdur.

Güvercinlerin Dikkat Edeceği Noktalar
-Güvercinler yaşamda sıfır riskle yaşamanın mümkün olmadığını bilin
-En kötü kararın kararsızlıktan daha iyi olduğunu unutmayın
-Biraz hızlanın ve daha hızlı karar verin
-İnisiyatif kullanın ,sorumluluk alın
-İşlerinizi ertelemeyin
-Gerektiğinde tarafınızı belli etmekten kaçınmayın
-Biraz daha canlı olun,kendinizi kabul ettirin
-Hayır demeyi öğrenin ,güvenli bir davranış sergileyin
-Fazla kişisel olmayın

Güvercinlerle Nasıl İletişim Kuracağız**
-Onlarla çatışmayın ,uzlaşmaya çalışın
-Zaman verin ,hemen karar verdirmeyin
-Rahat olun baskı yapmayın
-Acele ettirmeyin
-Saygıda kusur etmeyin
-Hırslı ve atak davranmayın
-Bol bol teşekkür edin,çiçek ve hediye gönderin


   İşte kendi karakter özelliklerini bilmek ,kendini tanımak doğru iletişimin ilk basamağıdır.Kendini tanıyan kişiler ,zaaflarının ,eksiklerinin farkında olarak tutum ve davranış değişikliğine gidebilir.Etrafındaki insanları tanıyarak onların beklentilerine uygun davranış şekilleri geliştirerek ,iletişim kazalarını en aza indirebilirler.

7 Temmuz 2017 Cuma

DİKKAT GÜVENSİZ BÖLGE DEDİKODULU ALAN !!




Vakti zamanın birinde bedevinin birinin  bir atı varmış çöl renginde, başka da bir şeyi yokmuş.Bedevi atına atladı mıydı uçarmış, çöllerde rüzgar gibi, hayretle açılan gözlerin önünde gururla.Yok yok teşbih değil uçması ,gerçekten uçtuğunu görürlermiş o atıyla giderken bakanlar .Çöl rengindeymiş ya at o yüzden ,onu göremez üstünde  giden bedevinin uçarak gittiğini zannedermiş ilk defa görenler.Atın namı dilden dile ,ilden ile söylenir olmuş.Taliplileri çok olmuş çöl rengi atın.Niye beyler,Paşalar ,zengin tüccarlar, beyzadeler,mirasyediler çil çil ,kese kese altın gümüş teklif etmişte razı edememiş bedeviyi atını satmaya.
Ama bir bey fena takmış kafayı ata, neye bedel olursa olsun sahip olmayı kafasına koymuş.Atı getiren benden ne dilerse dilesin diye fısıldamış etrafındakilere.Yanında çalışan üçkağıtçı kahya ,varmış beyin huzuruna ,”ben getiririm beyim” demiş,siz altın keselerini hazırlayın.
Çöle açılmış bedevi her zamanki güzergahında uçarken, pardon ! giderken uzakta yerde hareketsiz  yatan bir karaltı görmüş, altın renkli kumlar arasında.Yaklaşmış atını durdurup inmiş, yardım etmek için, çölde kalmış yolcuya .Meğer yerde hareketsiz yatan üç kağıtçı kahya değil miymiş? Atladığı gibi atın üzerine, yel olup esmiş ,kuş olup uçmuş.Arkasından bağırıyormuş zavallı bedevi
            Ey hilekar !! al atım senin olsun .ama ne olur nasıl aldığını kimseye söyleme .Eğer anlatırsan dilden dile yayılır da, bir daha kimse çölde kalmış bir yolcuya yardım etmek için atından inmez.Güven bir kez kayboldu muydu bir daha da gelmez!!.

            Güvensiz bölgelerde yaşıyoruz artık ,önünde güvenlikçilerin dikildiği plazalarda ,havuzlu sitelerde ,retina okuyucudan  geçerek  girilen holdinglerde  işyerlerinde ,xry cihazlı avm lerde , okullarda, metro istasyonlarında ,havaalanlarında yada mütevazi evlerimizde, apartman dairelerimizde,küçük esnaf dükkanlarımızda  …Ne sağlayacak artık güvenliğimizi,kim koruyacak bizleri.
             Yok, Yok kapkaççılardan, eli bıçaklı manyaklardan, kendini patlatmaya kalkacak gözü kara ,eli kanlı terörist katillerden değil.
            Komşumuzdan, iş arkadaşımızdan, öğrencimizden gelinimizden , kayınvalidemizden, sabah selamlaşarak içeri girdiğimiz bitişik esnaftan  , ya da tüm bu kişileri  bizden .
            Biz mi inşa ediyoruz acaba ? bu güvensiz alanları kendi dilimizle ,elimizle .Büyük kocaman ,görünür,eylemlerimizle değil de; ufak, ufak davranışlarımızla ;işaretlerimizle, imalarımızla ,kinayelerimizle ,şakalarımızla.
            Hayır beden  güvenliği değil bahsettiğim .Psikolojik  güvenliğimiz.İtibarımızın,  izzetimizin, onurumuzun, kişiliğimizin  güvenliği .Sonucunda ceza-i yaptırım  olan eylemlerimiz konusunda gösterdiğimiz özeni, olmayanlar konusunda da gösteriyor muyuz acaba ?

           Nasıl mı?
           Evet hiç birimiz hikayedeki gibi birinin aracını izinsiz almaz ,yolda giderken birisine çelme takmaz,komşumuzun kapısını kırmaz ,ana sınıfı çocukları gibi arkadaşımızın saçını çekmeyiz .Sabah iş yerine girerken güvenlikçinin yüzüne yumruğu yapıştırmaz ya da bunun gibi anlamsız ve saçma davranışlarda bulunmayız.
           Evet tamam bunların hiçbirini elimizle ayağımızla yapmaz zarar vermeyiz ama ya dilimizle!..
          Acaba dilimizle verdiğimiz zararlar bunlardan çok mu daha az ?.
          Dedikodu deyip geçiyoruz, ne kadar basit! Güya kendi aramızda eğleniyoruz! ,iyi vakit geçiriyoruz. Ama o işte o andaki eğlence  malzememiz herhangi bir şey değil bir insan!  Saçını çekmediğimiz, çelme takmadığımız , yüzüne yumruk atmadığımız bir insan.Hem de tanıdığımız, beraber çalıştığımız ,aynı kapıdan girip çıktığımız ,çay içtiğimiz selamlaştığımız insanlar, yani tanıdıklarımız .
             Pervasızca savuruyoruz yumrukları ,tekmeleri o insanın şahsiyetine onuruna,şerefine,mesleki itibarına,namusuna .Saçlarını çekiyoruz kahkaha  ata ata.Sonra da ayrılıyoruz gevşemiş ve keyif içinde.Yok ya o kadar da değil diyorsak , aynı sözleri o kimse karşımızdayken de söyleyelim  bakalım o kadar mı!..
             Belki de sözlerimiz cisimsiz ya ! gözle görüp elle tutamıyoruz ya! onun için zannediyoruz ki zarar vermez! Çizmez! kesmez ! morartmaz! yaralar açmaz!
Sözde sihir vardır dermiş eskiler.
            Evet sözde sihir vardır!
            Nice şahit olduğum yada duyduğum vakalar da depresyonu tetikleyen tek bir söz oldu.Yada birkaç kelimeden oluşan bir cümle.Psikolojik bir çok rahatsızlığın tedavisinde ilaçtan daha etkin tedavi , psikoterapi değil mi?
            Hipnoz bilimsel olarak ta kabul edilmiş, lakin tam olarak çözülememiş netameli bir konu.Ama bir bakın hipnoza giren bir insan fiziksel olarak yapamadığı ,yapmayacağı şeyleri transtayken nasıl da yapabiliyor.
           
  Demek ki sözler o kadar da basit, zararsız , masum olmayabiliyor.
Fiziksel bir zarar günler veya haftalarla ifade edilen sürelerde geçerken, sözle verilen psikolojik bir zarar yıllarca geçmeyebiliyor.Ve aslında dedikodu sadece karşıdaki insana zarar vermekle kalmıyor  insanlar arasındaki sevgiye ,saygıya ,toplumsal dayanışmaya, güven ve huzur ortamına zarar veriyor.Güvensiz ve sevgisiz ortamlar oluşturuyor.Ve basit gördüğümüz dedikoduyla ilmek, ilmek kendi güvensiz ortamlarımızı oluşturuyoruz.
         Nasıl mı ? Allah aşkına ,en yakın arkadaşının arkasından atıp tutan bir insana, güvenip de sırlarınızı verir misiniz ? Dilinden emin olmadığınız insanla ne kadar samimi bir dostluğunuz olabilir ki?
         Öyle olunca da toplumda ayıplanma endişesi , dedikodu malzemesi olma korkusuyla  kendimiz gibi olamıyoruz.Kendimize yapay kostümler dikip içine saklanıyoruz.Etrafımızı yalıtıp yalnızlaşıyoruz.Günlerce önceden hazırlık yapmadan misafir kabul edemiyoruz.Kalabalıklar içinde” ne derler? “ korkusuyla yalnız ve mutsuz yaşamaya çalışıyoruz.
         Güvensiz ,güvenliksiz ortamlarda her an tetikte’’ mış ‘’gibi yaparak yaşıyoruz.
         Sosyal medya ortamlarında her daim neşeli ,her daim gülen kahkaha atan ,en güzel sunumları yapan, en güzel ortamlarda  gezen ,en güzel giyinen,en güzel olan her daim en, en,en olan bizmişiz ! gibi yapıyoruz,
          Hiç ağlamıyoruz,!hiç yorulmuyoruz,!hiç tembellik yapmıyoruz,!hiç çirkin uyanmıyoruz ,!hiç dağınık olmuyoruz,!hiç kavga etmiyoruz.!!!
Evet mükemmeliz biz...

***  
Dünya çapında yapılan bir saha araştırmasında Ülkelerin Güven endeksi belirlenmiş. Çeşitli milletlere sorulan” etrafınıza güveniyor musunuz  ?” sorusuna “evet güveniyorum” diyenlerin oranı en yüksek İskandinav ülkelerimde çıkmış
Mesela bu oran Norveç’te % 77  İsveç’te % 80
Peki kültürüyle , gelenekleriyle övünen ülkemizde  % kaç çıkmış dersiniz.
En yüksek İç Anadolu bölgemiz %  14
En az sahil şeridindeki şehirlerimizde %  10 - 11 ler civarında

***
Efendim bu da misafirlerime vaat ettiğim kahve afiyet olsun  😊



 


5 Temmuz 2017 Çarşamba

ETKİLİ İLETİŞİM SENİN TİPİN HANGİSİ?






Dünyamız ne kadar da çabuk değişiyor son yıllarda elbette dikkatinizi çekmiştir. Herakleitos’un dediği gibi “değişmeyen tek şey değişimin kendisi”
Artık üretilen her bilgi ortalama 26 dakikada eskiyor.
Bu değişen dünyaya ayak uydurabilmenin yolu, sanayi ürünleri değil  bilgi üretmekten geçiyor,Küresel çaptaki firmalar artık ağır sanayi ürünleri değil , silikon vadilerinde bilgi ve teknoloji üretiyor.Daha ,çok yakın bir zamana kadar,  şirketlerin gücü, finansal sermayelerinin büyüklüğü ile ölçülüyordu.Sonra bu bilgi oldu.Bilgi en güçlü  sermaye  ve aynı zamanda da en pahalı  ürün  haline geldi.Ama artık günümüzün en kıymetli sermayesi,” nitelikli insan” olarak kabul ediliyor.Büyük şirketler çalışanlarının eğitimi adına ciddi yatırımlar yapıyor,işyerleri çalışanlar için konforlu hale getiriliyor.Çünkü biliniyor ki bilgiyi üretecek olan nitelikli ve kalifiye insan.
“Kişisel gelişim” ve “etkili iletişim”  insanın hem  kendisi, hem de  çevresiyle nitelikli ve verimli ilişkiler kurması adına, çok önemli hale geldi.
Bundan sonra  Çarşamba günlerini “Kişisel Gelişim” ve “Etkili İletişim”  yazılarıma ayırıyorum. Denemelerimi yazmaya devam ediyorum elbette ,ama   Pazar günleri olacak inşallah.Artık konuların uzunluğuna göre bir veya iki haftaya ayırarak yazmaya çalışacağım.
Evet ;bu yazılar bilimsel makaleler değil ama;  bilimsel veriler , analizlerle  ve kendi kişisel gözlem ve deneyimlerime de dayanarak yazacağım yazılar olacak .
“Kişi kendini bilmek gibi irfan olmaz “diyelim ve önce kendimizi tanımaya çalışarak başlayalım isterseniz.

Haydi Buyurun..

***
KİŞİLİK TİPLERİ
Her insan farklıdır farklı kişilik özellikleri gösterir.İnsanın öncelikle kendi karakter özelliklerini bilmesi çevre ile daha verimli ve nitelikli bir iletişim kurmasına olanak sağlar.Bilim adamları yaptıkları araştırmalar neticesi farklı karakter özelliklerine sahip kişilik tiplerini ,farklı şekillerde sınıflandırmışlarıdır.Burada göreceğimiz dört farklı kişilik tipi ,dört farklı ,hayvan karakteriyle özdeşleştirilerek yapılmıştır.Her insan bu karakter özelliklerinin yüzde yüzüne sahip olmaz elbette ,ama çoğunlukta olan özellikler onun karakter tipini belirler,Şimdi bu tipler nelermiş bir bakalım…



ŞAHİN
Şahin karakter özelliklerine sahip olan kişiler, baskın tavırlarıyla  fark edilirler.Bulundukları yerde, hemen öne geçip insanları organize etmek ve yönetmek isterler.İşyerinde çalışanları yönlendiren organize eden öncülük edenlerdir.Herhangi bir toplantıda gerek çıkışları, gerek düşünceleriyle öne çıkarlar.Beraber olduklarını, kontrol altına almaya ,bulundukları  ortamda ,denetimi ele geçirmeye çalışırlar.

Belirgin özellikleri;
-Heyecanlı ve hareketlidirler
-Sonuç odaklıdırlar
-Tez canlı ve acelecidirler
-Küçük ayrıntılardan nefret ederler
-Kararlı ve düzenlidirler
-Resmi ve soğuk olmaları giyimlerine de  yansır
-Zamana çok değer verirler
-İş yüklenmeyi severler ve  her işe talip olurlar.
-Öfkelendiklerinde  saldırgan olurlar.
-Hep takdir ve taklit edilmek isterler,eleştirilmekten hoşlanmazlar
“Şahinler iş adamı,yönetici,asker polis gibi mesleklerde başarılı olurlar”

***

KANARYA
Hoş sohbet,konuşkan, espritüel,hemen kaynaşan,giyim ve kuşamlarıyla hemen fark edilip sivrilen ,bu özellikleriyle de çevrelerinde hayli sevilen ,duygusal kişilerdir.Girdikleri ortamda neşe ve canlılıklarıyla  fark edilir ,çevredeki insanlara kırk yıllık dost gibi davranırlar.Espri yetenekleriyle etrafı neşelendirir güldürür ve bundan büyük bir keyif alırlar

Belirgin özellikleri;
-Renkli ve popüler insanlardır
-Çok duygusaldırlar
-Konuşmayı çok sevdiklerinden, kimseye söz bırakmaz, karşıdakinin sözünü keserler
-Sanatçı ruhludurlar.Kimsenin aklına gelmeyen orijinal düşünceler ortaya koyarlar ,ama bunlar çoğu zaman, var olan gerçekliklerle  örtüşmez
-İyi niyetli olumlu enerji doludur, çevrelerine neşe saçarlar
-Düzenden günlük rutin işlerden çok çabuk sıkılırlar disipline gelemezler,çoğunlukla işin sonunu getiremezler
-Her şeyleri gibi düşünceleri de dağınıktır
-Zamana uyum sorunu yaşarlar randevularına ve işlerine sık, sık geç kalırlar
-Yaptıkları her işi eğlenceye dönüştürürler.
-Steresli anlarda panikleyip bir köşede ağlayabilirler

“Sanatçı reklamcı ya da satıcı gibi meslekler onlar için uygundur


***

LEYLEK
Objektif ,titiz ,ayrıntıcı,belge odaklı analitik insanlardır.Onlar için her zaman iki kere iki dört eder. Çevrelerinde her şeyi düzgün bir biçimde yapmayı hedefleyen ayrıntılı ve titiz bir biçimde düşünüp planlayan leylek gurubu ,insanlardan çok ,görev odaklı kişilerdir.

Belirgin özellikleri
-Olaylara objektif yaklaşır ve bu yüzden biraz katı bir tutum sergilerler
-Her şeyi ayrıntılı ve titiz düşünüp işlerini hiçbir zaman şansa bırakmazlar
-Bütün yaşamlarını, yıllarını ,günlerini ,bir  program ve düzen içinde geçirirler, her şeyi planlarlar
-Kendileri gibi mükemmeliyetçi insanları severler, geveze ,plansız ,dağınık ve işini savsaklayanlardan hiç  hoşlanmazlar
-Hesaplarını çok iyi yapar para konusunda çok titiz ve planlı davranırlar. Alacakları bir şeyi en kaliteli ,en uygun fiyata almak için çarşı Pazar dolaşırlar.
-Genellikle entelektüel ve kültürlüdürler..Toplumu ilgilendiren konularda duyarlıdırlar
-İletişimde beden dilini kullanmaları kontrollüdür, duygularını kolayca açığa vurmazlar.
-Dünyalarında heyecan ve duygudan çok, mantık geçerlidir
-Sonu belli olmayan düzensiz ,plansız ve ciddi olmayan işlerden ve ilişkilerden kaçınırlar
-Hayata ve olaylara karamsar bakar ,her şeyi çok eleştirirler
-Kişiler arasındaki  iletişimleri ,biraz soğuk ve mesafelidir.ölçüp tartmadan, mesafelerini ayarlamadan ,hemen samimi olmazlar
“Finans muhasebe,mühendislik,hukuk gibi dallarda daha başarılı olurlar”

Türk toplumu % 50 ila 60 leylek gurubu karaktere sahiptir



GÜVERCİN
Çevremizde duruş davranış ve konuşmalarındaki  sakinlikleriyle ,hemen dikkat çeken, genelde hiçbir kimseyle alıp vermedikleri olmayan, etliye sütlüye karışmayan kendi halinde sevecen ,babacan ,halim, selim kimseler olan güvercinler, sayıları azda olsa yaşamımızda ayrı bir renktir.
Belirgin özellikleri
-Uzlaşmacı insanlardır.kişiler arası çatışmalarda tarafları uzlaştırır arabuluculuk yaparlar
-En sevmedikleri şey çatışmadır.düşman kazanmaktan çok çekindikleri için dikkatli ve tedbirlidirler
-Kolay kolay riske girmezler .Bunun için, evlilikten alışverişe ,hayatın bir çok normal etkinliğinde bile, aşırı tedbirli davranırlar
-Riske girme korkusu ,onları karasızlığa sürükleyebilir ,hatta normal bir yaşam sürmelerini bile engelleyebilir.
-Acele etmekten hoşlanmazlar
-Genellikle sakin yumuşak huylu ve rahattırlar
-Sağlıklarına çok dikkat ederler
-Sters yapmazlar ama sakinlik ve rahatlıklarıyla ,ağır kanlılıklarıyla çevrelerini çileden çıkarırlar
-Sevgi ve saygıdan çok hoşlanıp ,kimseyi kırmak istemezler ama saygısızlığı da hiç affedemezler
-Sabırlı ve uyumludurlar
-Kolay kolay hayır diyemezler.

Toplumumuzun % 10- 15  oluştururlar

Öğrencilikte şahinler sınıf başkanı olur,insanları organize ederler. Kanaryalarla,  gırgır şamata yapılır , eğlenilir.Leylekler, sınıfın en ciddileri olarak ,derin memleket sorunlarıyla ilgilenir ,derslerine çalışırlar.Güvercinler ise sınıflarının, sessiz ve sakin yapılarıyla arabulucularıdır.Derdini paylaşmak isteyen onları bulur.Onlardan zarara gelmez ,kişilere rahatlık ve huzur verirler.
Bu hafta kişilik özelliklerini inceledik.Haftaya Çarşamba bu kişilik tipine sahip insanlar ,nelere dikkat etmeli ,nasıl iletişim kurmalı? .Etrafımızda ki insanların, kişilik tiplerine göre, biz onlarla nasıl iletişime geçmeli nelere dikkat etmeliyiz, onlara bakalım isterseniz..
Peki siz bu tiplerden hangisisiniz??