14 Kasım 2014 Cuma

MERHABA YERİNE
    Vakti zamanında bir yeniçerinin eline biraz para geçer. Adamcağız biraz keyiflenmek niyetiyle, bir sazende ile bir hanende tutar.Çilingir sofrasını hazırlar keyifle sofraya kurulur,bir şeyler söyleyin de keyfimiz yerine gelsin diye de buyur.Hanende başlar söylemeye:Şarkının sözleri uzuuun mu uzun


  - Ey sevgili!
  - Gül müsün süsen mi,
 -  Servi misin ay mı bilmem..
  - Bilmem ki bu perişan aşığa kastın nedir?
  - Sana nasıl hizmet edeceğimi bilmem.
   -Bilmem ki sussam mı yoksa şarkı mı söylesem?
  - Sen nerdesin ben nerde bilmem.
   -Bilmem ki niçin beni bazen öldürür, bazen de mutlu kılarsın?


     Hanende bilmem ,bilmem dedikçe adamcağızın sabrı taşar,öfkesi başına sıçrar.Yatağanını sıyırdığı gibi şarkıcının boğazına dayar ve gürler;
-          Be adam yetti gayri bilmediklerin!Bunları bırak ta bildiğini söyle!..

     Şimdilik bende ne söyleyeyim bilmiyorum.Kafamda onlarca şey cirit atıyor,onları sıraya sokmaya çalışıyorum ama… hele bir başlayalım bakalım mevlam görelim neyler…

     Vira bismillah..(hamiş)

     Nedendir bilmem ‘’Vira ‘’ kelimesi denizi ve Halikarnas balıkçısını çağrıştırır bana. Aganta Burina  Burinata ortaokul da okuduğum hüzünlü bir romanı idi Halikarnas balıkçısının .Zaten genel de hüzün vardır ustanın eserlerinde.
   ( Kendime not ):Kütüphaneden bu kitap alınacak ve yeniden okunacak.

     Seviyorum çocukluğumda okuduğum kitapları yeniden okumayı.Sonra bir ara paylaşırım sizinle..